mini dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mini dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Temmuz 2017 Cumartesi

The IT Crowd (2006 - 2013)


The IT Crowd'u sevgili Sibelynka'nın blogunda görüp yazısını okuyunca tam benlik dizi deyip çeşitli sebeplerden ötürü geç başladığım ama bir çırpıda bitirdiğim bu dizi en sevdiklerimde yerini aldı bile :).

Komedi türünde geek tayfasından eğlenceli mini bir dizi. Dizi 2010'da bitmiş, 5. sezon kararlaştırılmasına rağmen dizi devam etmeyip 45 dakikalık bir bölümle üç yıl aradan sonra özel bölüm yayınlanmış. Amerikan versiyonu için Moss karakterini oynayan Richard Ayoade de o dizinin kadrosundaymış ama senaryo yazıldığı, reklamları yapıldığı halde bu dizi tutmaz diye zamanın NBC başkanı tarafından yayınlanmamış bir dizi. Bir şirketin unutulan bir katında sadece ihtiyaç olununca aranan IT (Bilgi Teknolojileri) departmanının başlı başına komik iki geek çalışanının yanına iletişim müdürü atanınca ortaya nefis bir ofis komedisi çıkmış.

Bayıldım. Zaman geçmesine rağmen hala repliklerinin kullanıldığı unutulmaz bir İngiliz dizisi olmasından belli zaten. Karakterler abartılı, dizi genelde abartılı ama iki bölüm sonra hemen ısınıyorsunuz (zaten onun da bir amacı var aslında bakarsak :)). İlk başlarda pek ısınamadığım Reynholmları bile iki bölüm sonra sevmeye başladım.


Minimalist, dekoru ve kostümü de başarılı güzel bir dizi. Benim gibi geek tayfa dizilerini seviyorsanız bu diziyi de çok seveceksiniz. Roy'un her bölüm mesajlı resimli tişörtleri beni benden aldı. Oynayan Chris O'Down ise kalbimi çoktan kazandı :). Moss'u oynayan en sevdiğim filmlerden "Submarine"'nin yönetmeni Richard Ayoade bu karakterle beni oldukça güldürdü, kendisi filmiyle zaten kalbimdeydi bu karakterle yeri büyüdü. Saçları zaten olay :). Jen karakteri ise güzelliğinin arkasına sığınmayıp iyi bir komedyen olarak karşımıza çıkan Katherine Parkinson ile hayat bulurken yine dizinin vazgeçilmez bir karakteri.



Tanıtımı ve müziği de çok ama çok iyi. Aralarında en çok Moss benziyor saçlarıyla gördünüz mü direkt tanıyorsunuz ve Roy'da yine manalı tişörtü, düşük omzu ve kıvırcık saçlarıyla tanınırken, Jen takım elbisesi ve kızıl saçlarıyla dizinin genel temasına uygun güzel bir müzik de ekleyerek hoş bir tanıtım yapmışlar. Sadece her bölüm başında oynatılan tanıtımında değil tüm dizi boyunca karakterlerinin benzer kıyafetlerini taşıyorlar (bknz:üstteki resim:)).

Tabi dizimiz bu üç karakter üzerinde yoğunlaşsa da bir de Reynholmlar var. Şirketin sahibi baba Denholm Reynholm'un (Christopher Morris) ölmesi ve yerine oğul Douglas Reynholm'un (Matt Berry) gelmesiyle dizi yeni absürt bir başka karaktere ev sahipliği yapıyor. Başlarda antipatik gelen bu karakterler zamanla sizi güldüren karakterlerin yanında yerini alıyor. Sanırım baba Reynholm'dan daha çok da rolü oluyor ilerleyen bölümlerde oğul Dougles'ın.



Bir diğer yan karakterimiz yıllar sonra keşfedilen departmanın bir diğer elemanı gotik Richmond'u canlandıran beni geldiği her sahnede güldüren Noel Fielding ile kadro tamamlanır. Unutulan departmanın unutulan elemanı dizide müthiş bir tat. Yalnız o bölümde bir kapıdan çıkan Richmond'un bir başka kapı gösterilip kapının gizemini koruması beni meraklandırdı, keşke o kapı da açılsaydı :).

Dizinin üç yıl sonra çekilen bölümünde herkes değişmiş ama Chris O'Dowd baya yıllanmış :). Yaşlanmış dersem çarpılırım, karizma olmuş. O geek kimliğe sığmamış taşmış :). Zaten İngiltere'den çıkıp en çok adını duyuran isimlerden biri de o. İlk bölümlerde daha çok geek olarak rol verilse de daha sonraları o rolünün birazını Moss'a devrederek daha çok sürekli sevgilisi olan ama aradığı mutluluğu bulamayan durumu ile beni şaşırtsa da bu duruma adapte oldum. Başta Moss ve Roy daha benzerken ilerleyen bölümlerde Roy aradığı aşkı bulamayan romantik daha az absürt bir geeke dönüştü. Başta ikisi de absürt yalnız kendi hallerinde geeklerdi :).



Dizinin en güzel yanı bu stereotip ve klişe gibi duran karakterlere rağmen sözünü esirgememesi ve dönemin yeniliklerine ya da gündemine getirdiği eleştirileri mizahla anlatması diziyi başka bir boyuta taşımış. Zaman zaman sosyal medya, zaman zaman kapitalizm ile mekanı itibariyle ofis ortamını ve şirket çalışanlarını başladığı andan itibaren tiye alan bu dizinin en çok mizahını yaptığı şey tabi ki Londra yani İngiltere idi. Bu da dizinin bir diğer güzel yanlarından biri.

4 sezonu 6 bölümden oluşan ve 5. sezonda 45 dakikalık bölüm ile kapanışı yapan bu ekip umarım ilerde yeniden bir reunion yapar ve bize yeni güzel bölümler sunar çünkü benim ara ara açıp izleyeceğim ve güleceğim bir dizi oldu. Kaliteli, eğlenceli ve çok da uzun sürmeyen bir dizi arıyorsanız bu diziyi kesinlikle izleyin. Hala güncelliğini koruyan konularla mizahını yapması yeni izleyenler için pek de yabancı olmayacaktır.



Devamını Oku »

28 Mayıs 2017 Pazar

Yazınıza Renk Katacak 10 Mini Dizi

Bu yaz tatile gidemiyor musunuz? Arkadaşlarınızın deniz kum güneş fotoğraflarını beğenmekten sıkıldınız mı? Herkes gezerken siz çalışmak zorunda mısınız? Üzülmeyin! Öneri Makinesi ayağınıza geldi, yazın ne yapacağım derdine son. Sıkıntınızı giderecek 10 farklı tarif burada. Tükenmeden alın :).

Merhabalar, her yazıya böyle halı, kilim, paspas ayağınıza geldi; yolluklarınıza overlok yapılır tarzında giriş yapsam nasıl olur? Bu kadar goygoy yeter siz de diyorsanız konumuza dönelim :). Biliyorsunuz ki yaz geldi ve bizim için güzel de bir tema izleyip okumak için. Yazı siz de evde veya çalışarak geçireceksiniz ya da tatile daha çok varsa günlerinizi bir nebze olsun güzelleştirecek, size evde olduğunuzu unutturacak 10 mini/midi dizi önermek isterim :). Yine yukarıdaki yazıya benzedi insan moda girdi mi çıkamıyor herhalde :). Mini diziler yaz için ayriyeten biçilmiş kaftan. Hem sizi sıkmadan hem de film tadında az bölümlü sezonlarıyla fazla zamanınızı da almadan güzel vakit geçirmenizi sağlıyor. Hele ki sonunda ne oluyor ya da ben uzun uzun dizi izleyemiyorum diyenlerdenseniz sonu için çok da fazla beklemeniz gerekmeyecek (eğer bir Sherlock değilse:)). Bir başladınız mı diğer bölüme geçmek için çok beklemeyeceğiniz işte güzel mi güzel on dizi.

1. The Night of (2016)



Polisiye türünde güzel sürükleyici bir yeniden yapım. Geceyi birlikte geçirdiği  kızın vahşice öldürülmesinden suçlanan üniversite öğrencisi Nasir'in mahkeme sürecini, ailesini, hapisteki yaşamını ve toplumun ön yargılarını izleriz; ayrıntılı yorumumu şuradan okuyabilirsiniz. Bir başladınız mı bırakamayacağız dokuz bölümden oluşan bu diziyi özellikle türü sevenlere öneririm :).

2. Big Little Lies (2016)



Reese Witherspoon, Nicole Kidman, Alexander Skarsgard, Shailene Woodley gibi film yıldızlarından oluşan kadrosuyla sizi çekecek bu mini dizi bir kitap uyarlaması. 3 farklı kadının yaşam mücadelesini ve her gün nasıl sorunlarla boğuştuklarını anlatan bu dizi sizi etkisi altına alması uzun sürmezken, güzel şarkıları ve manzarasıyla da büyülemeyi ihmal etmeyecek :). Bu açıklama bana yetmez biraz daha bilgi ver diyorsanız burada daha fazlasını bulabilirsiniz :).

3. Feud (2017)



60'lar Hollywood'una gidiyoruz. "What Ever Happened to Baby Jane" filminin yapım sürecine. Dönemin iki rakibi Joan Crawford ve Bette Davis'in entrikalarla dolu film sürecini, geçmişle hesaplaşmalarını, nasıl şirketler ve yönetmenler tarafından kullanıldıklarını anlatan bu dizi sizi sekiz bölümüyle Hollywood'un diğer yüzlerini ve kadının yerini bir kez daha düşündürecek. Siz bu bölümlerle dizinin keyfini sürerken biz de ikinci sezonun başlaması için sabırsızca beklerken sizin için yanımızda yeriniz hazır olacak :). İncelemesi için sizi buraya alalım.

4. And Then There Were None (2015)



Agatha Christie'nin "On Küçük Zenci" romanını bilmeyeniniz yoktur. İşte o filmin BBC tarafından birebir uyarlanmış bu mini dizisi gerilim türünü sevenler için biçilmiş kaftan. Issız bir adada çeşitli yerlerden çeşitli sebeplerle çağrılmış on farklı kişinin tek bir ortak noktası vardır. Bu ortak nokta onları bu ıssız adadaki malikaneye hapseder ve unutmak istedikleri geçmişleri ile yüzleşmek zorunda kalırlar. Özellikle kitabı okumadıysanız soluksuz izleyeceğiniz bu dizi hakkında detaylı yorumum için tıktık.

5. 13 Reasons Why (2017)



Sonunda kız ölüyor. İşte sonu bildiğimiz bir hikayeyi bize ölen kızın gözünden anlatan bu dizi lisede geçse de sadece genç kesime hitap etmiyor. Neler olup bittiğini merak edip başrol Clay'in aksine art arda izleyeceksiniz. Her bölüm en az bir şarkı keşfiyle de sizi mutlu eden dizilerden. Detaylı yorumum şurada ve dizide hikayede eleştirdiğim bir kısım vardı o da Clay'in tek tek kasetleri dinlemesi ve hesap sorması ama kitaptan uyarlama bu dizide kitapta gerçekten bir günde dinliyormuş. O yüzden siz de bu noktaya takılırsanız orijinalinin öyle olduğunu bilip dizinin tadını çıkarın :).

6. Sherlock (2010-)



Bitti mi bitmedi mi derken biz Sherlock severlerin "bitmedi"'ye olan inancımızla sizlere bu diziyi öneriyorum. Psikopat değil sosyopat; aşırı zeki bunun getirdiği ukalıkla sözünü sakınmayan modern zamanın Sherlock'una bir şans verin :). Sizi hem güldürecek hem de cinayet çözecek. Bir de ezeli düşmanı kendisi kadar zeki azılı suçlu Moriarty ile olan kapışması var ki sizi daha da diziye bağlayacak. İzlediyseniz burada, şurada ve orada son sezonu yorumladım. Eğer hala izlemediyseniz şanslısınız çünkü bir sezon için iki yıl beklemediniz, keyfini çıkarın :).

7. Black Mirror (2011-)



2 sezonla bitti derken gelen taleplere kayıtsız kalmayıp 3. sezonu da yayınlayan her bölümü birbirinden bağımsız, farklı yönetmenler tarafından çekilmiş bu bilim kurgu dizisini türü sevmeseniz bile çok seveceğinize eminim. Her bölümüyle ağzınızı açık bırakan yok artık dedirten bir dizi. Size farklı bir bakış açısı kazandırıp distopik bir geleceği önünüze seren bu dizi izlemeye değer.

8. The Night Manager (2016)



İki İngiliz beyinin; Hugh Laurie ve Tom Hiddleston, köstebek tarzı bir filmde izlemeyi istiyor, ajan filmlerine de meraklıysanız bu dizi tam size göre. Altı bölümden oluşan yardım adı altında silah kaçakçılığı yapan bir adamı yakalamak için yakınına atanan bir gece müdürünün nasıl ajana dönüştüğünü izliyoruz. Senaryosu sizi şaşırtmasa da art arda izleyebileceğiniz keyifli bölümleri var ve dizinin küçük bir bölümü de İstanbul'da geçiyor.

9. Dead Set (2008)



BBG evini hatırlamayan yoktur herhalde, Öykü Serter'in sunumuyla hayatımızı bir girdi ve senelerce kaç sezon yapıldı. Yarışmacılar dışarıdan kameraların önünde yaşamaya devam ettiler. Onlar içerideyken dışarıdan nasıl göründüklerini düşünürken hiçbir sezonda dünyamız zombi istilasına maruz kalmamıştı. İngiltere'de yayınlanan BBG evinde (BigBrotherHouse) büyük elemede yapımcısının hiç istemediği bir şey olur ve yayın saatleri yerine ana haber bülteni girme ihtimali haberi gelir. Haberi kaynağı ya da nedeni sorgulanmazken ne olduğunu anlamadan stüdyoda virüsün yayılmasıyla işle evde de biraz değişecektir. Bu tarz programlara hafiften dokundurup eğlendirirken zombi saldırılarıyla ve trajik dönüşümlerle 45 dakikalık üç bölümle yerinizden kalkamayacaksınız.

10. Dekalog (1989-1990)



En güzelini sona sakladım çünkü ünlü yönetmen Krzysztof Kieslowski'nin bu on bölümlük dizisi şahane. Filmlerini de eminim izlemişsinizdir ya da duymuşsunuzdur. Sinemayla ilgili olanlar için filmleri ders niteliğinde. Bu her bölümü 10 emri işleyen serisi zamansız. Sizi etkileyen hikayeler ve düşünmenizi tetikleyen sorularla dolu. Her bölümü ayrı bir sanat filmi olan bu diziyi özellikle sinema severler es geçmesin :).

10 dizilik önerimizin sonuna geldik, diziler süreyi kısaltıp kaliteyi arttırdıkça bu seri de devam edecektir :). Alınan tepkiler güzel olmuş ki mini diziler 2017'de de bu yükselişine devam edecek gibi. Ben bu durumdan gayet memnunum. Bu yükselişten çokça güzel şeyler izleyeceğiz gibi :).

Bu mini dizi önerilerinden izledikleriniz var mı? Hangilerini gözünüze kestirdiniz? Yorumlarınızı bekliyorum :).

Küçük bir hatırlatma; sağ taraftan anketime katılabilirsiniz :).
Devamını Oku »

5 Mayıs 2017 Cuma

Öneri Makinesi'ne Önerdiler #2 (13 Reasons Why + What Ever Happened to Baby Jane?)

Merhabalar yine sizin önerilerinizden ikisini izledim, ikisi de şu aralar çok popüler :). Bu arada 30 Şarkı Meydan Okumasına davetlisiniz, yarın başlıyoruz ona da aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz :).

http://onerimakinesi.blogspot.com.tr/2017/05/sevgili-gulluk-32-30-sarki-meydan-okumasi.html

13 REASONS WHY





"Bir kızın aklında ya da kalbinde ne olduğunu bilmiyoruz. Bunu neden yaptığını bilmenin hiçbir yolu yok"

İşte bu cümle dizinin son bölümünde söylenen bir söz ve bence dizinin asıl fikri. Bu sözü duyduğum an ampül yandı ve aklıma "Virgin Suicides" filmi geldi. Ne tesadüftür ki ikisi de kitaptan uyarlama :). İntihar eden beş kız kardeş. Aklından geçenleri asla bilmeyen insanlar, aileler ve ölen beş genç kız. Orada da komşu çocuk bu tarz bir şey söylüyordu, onların aklından geçenleri ve nedeni asla bilinmeyen beş genç kızın intiharı. İşte bu dizi (ve kitap) belki de bilebiliriz ve nedenleri vardır diyor. İşte bu kitap ve dizi iddia ediyorum bu fikirden ve filmden veya kitaptan yola çıktı ve bize en az 13 neden verdi.

Dizinin genel fikrini sevdim, böyle bir yol izlemesini de. Sırf meraktan diziye başladığınız gün benim gibi tek oturuşta 7 - 8 bölüm izleyebilirsiniz. Bir süre sonra artık anlaşılıyor ve siz de Clay Jensen'dan önce dinleyenler gibi bir çırpıda nedenleri ve sorumluları merak edebilirsiniz. Clay Jensen'ın tarzı kasedi dinleyip sorumlusunun hesabını sormak, neden hepsini dinleyip harekete geçmedi? Bu durum benim için inandırıcılığını bir süre sonra yitirdi. Hikayeyi yine aynı şekilde anlatabilirdi, sadece kasetleri her bölüm için bir tane değil sadece bize dinletirken, geriye dönüşlerle ve diğer tekniklerle. En azından bir süre sonra. Diziyi genel olarak sevdim ama daha iyi olabilirdi. Birçok hikaye iç içe ve izlemesi hiç de kolay bir dizi değil söyleyeyim. Sonunu sevdim, birçok noktayı açık bırakmışlar ama Troy'un dediği gibi "We'll see" :). İkinci sezonu yapacaklar gibi de ama bence yapmasınlar, gereksiz uzar eğer öyle bir planları varsa. Yine yaparlarsa meraktan bakarım :).

Kostüm seçimlerine bayıldım; özellikle Jessica, Alex, Skye, Sheri stillerini en sevdiklerim oldu. Her karakterin belli bir tarzı var ve onun dışına çıkmıyor. Biraz tek tip olmuş ama çok riske girilmemiş seçilen kıyafetlerin renk ve desen gibi farklılıklarına gidilmiş ama yine de güzeldi.

Müziklerine gelirsek tek kelimeyle öneren arkadaşımın dediği gibi müthiş. Klasiklerden, modern klasiklere, az bilinen çok sevilenler derken birçok yeni isim de keşfettim. Her bölüm en az bir şarkıyla ayrıldım. Özellikle ilk bölümde Joy Division'ın en sevdiğim efsane şarkısı "Love Will Tear Us Apart" ve finalde çalan Angel Olsen'ın en sevdiğim şarkılarından "Windows"'un çalması beni çok mutlu etti. Yerinde ve güzel kullanılan bir müzik vardı, seçene koyana tebrikler, alkışlar. Zevkine sağlık. Bir de izleyenler anlayacak Monet's der susarım <3.

Başrol oyuncusunu hiç sevmedim, oyunculuğunu yapmacık ve özenti buldum ama 13 bölüm idare ettim :). Hannah'ya gelirsek onu Kat Dennings'e çok benzettim bence bağımsız filmlerin yeni prensesi o olabilir :). Bir de yakışıklı Justin Foley var ona her baktığımda aklıma James Franco geldi :), Franco'nun renkli gözlüsü diyebilirim :). Kendisini başarılı rollerde görmek isteriz, yetenekli, doğal bir oyunculuğu var. Genel olarak oyuncu seçimini de beğendim, 30'lu yaşlarında liseli yapılmaya çalışanlar gibi değiller, yaş ortalamasına da baktım oyuncuların 20'lerin başında gençler ve genel olarak kimse liseli değil gibi değildi. Dizide belki de bundan dolayı çok sevdiğim karakterler oldu, empati kurabildim en azından bir kısmıyla. Eklemeden geçemeyeceğim nedense ben de daha önce izlemişim etkisi bırakan bir dizi oldu en başlarda özellikle, daha önce bir tarz bir şey yapıldı mı, bilen var mı merak ediyorum.

Bir de bir daha dünyaya gelirsem bu hayatlarımdan birini Amerika'da liseli olarak geçirmek istiyorum. Ne bereketli topraklardır ki insanlar yazıyor da yazıyor, oynuyor da oynuyor. Bir tecrübe etmek lazım :):):).

Bu diziyi birçok kez reklamını gördüm ama asıl izlememe sebep olan esseve rin' e çok teşekkür ediyorum, önerilerinin devamını bekliyorum :).

What Ever Happened to Baby Jane? - Robert Aldrich (1962)




Şu aralar en çok denk geldiğim dizilerden biri olan Feud'un kaynağı bu filmi ben de merak ediyordum çünkü Feud'u izleyen herkes övüyor. Bana da bu diziyi ama öncesinde bu filmi izlememi öneren Muzaffer'e teşekkür ediyorum, filmi izledim, sıra dizi de :).

Film çok güzeldi, her ne kadar Blanche karakterinin aşırı gereksiz soğukkanlılığına sinir olsam da sonunda nedeni de çıktı, film güzeldi. Bette Davis'e özellikle ba-yıl-dım. Müthiş bir oyuncu. Yalnız benim kafamı karıştıran tarihler oldu, dün dedi sonra baya gün atladı sanki bir günü anlatıp şimdiye gelecek gibi ama bir değişikti belki benim izlediğim yerden kaynaklı bilmiyorum.

Filmde çocukken tiyatro oyunculuğuyla ünlenen Jane Hudson'ın şöhretini büyüyünce ablasına kaptırmasıyla; iki kız kardeş arasında kıskançlık ve rekabet ön plana çıkar. Çocukluk, gençlik ve yaşlılık hallerinden ilk ikisinden önemli notları aldıktan sonra olgunluk çağındaki bu iki kız kardeşten ünlü ablanın trafik kazası sonucu tekerlekli sandalyede olduğunu ve kardeşinin ona baktığını görüyoruz ama kıskançlık, asla bitmemiştir ve soğuk savaş devam eder. Çocuk oyuncunun şöhreti kaybetmesi sonucu bunu atlatamaması ve kendisi tanınmazken ablasının hala akıllarda kalması da işleri kolaylaştırmaz.

Bu filmde iki kız kardeş arasındaki bu ilişki ve psikolojik gerilim güzel yansıtılmış. Dizi de anladığım kadarıyla bu iki kız kardeşi canlandıran oyuncuların yani Bette Davis ve Joan Crawford arasında anlaşmazlığı anlatan bir dizi. İzleyen övüyor en de yakın zamanda izlemeyi umuyorum :). Yönetmenin de diğer filmlerini izlemek isterim. Teşekkürler sinemarquez yine müthiş bir öneri devamını bekliyorum :).
Devamını Oku »

10 Nisan 2017 Pazartesi

İki Mini Dizi (And There Were None + The Night Of)

Merhabalar, genelde dizi yorumu yapmıyorum ama artık yavaş yavaş başlayacağım :). Ben çok dizi izleyen bir insandım ama son zamanlarda filmlerle daha çok haşır neşir olup dizileri bir kenarda bekletiyor sadece birkaç devam eden dizimi usulca takip ediyordum. Severek takip ettiğim iki blogda üst üste iki mini dizi önerisine denk geldim ve hemen izledim. İkisi de polisiye, gerilim biri çok sevdiğim Agatha Christie'nin On Küçük Zenci kitabından birebir uyarlama diğeri ise İngiliz bir dizinin Amerikan uyarlaması.

And There Were None




Çok güzel kurgusu olan bir dizi. Kitaptan birebir BBC uyarlaması. Sevgili Fermina Daza'nın blogunda görünce dedim kitabı da unutmuşumdur artık iyi olur izlerim diye ama unutmamışım :). Başından beri her şeyi hatırladığım için pek şaşırmadım ama son bölümde yine de acaba mı dedirtmeyi başardı. O yüzden eğer kitabı yeni okuduysanız tekrarı olacaktır. Tabi görsel olarak uyarlanması çok iyi bir kitap izlerseniz de pişman olmazsınız. Çok etkileyici öyküler var içinde. Onları unutmuşum mesela baya güzel izledim onları. Ama katili biliyordum sürprizi kaçtı her şeyin :). Yine de güzel bir dizi, izlemeyenlere bir kez de ben önereyim.

The Night Of




Bu diziyi de sevgili Sibelynka'nın blogunda gördüm, konusu da ilgimi çekince hemen bakayım dedim. İyi ki izlemişim, iyi geldi valla. Hele John Turturro 'nun avukat rolüne ba-yıl-dım. Müthişti. Oyunculuğu çok güzel, karakter çok güzel kesinlikle serinin devamı olmalı bu karakterle çünkü çok devamlılığı olan bir karakter, daha birçok bölüm taşıyabilir tek başına. Zaten daha açık yerler var hayatında, onları da dolduracaklarını düşünüyorum.

İzlerken fark ettim ki dizinin orijinali İngiliz yapımıymış. Bilsem önce onu izleyebilirdim o da beş bölüm ama bunu izlediğim için de pişman değilim tabi ki Turturro'nun etkisi büyük. O dizi de iki sezon olmuş bu uyarlamanın da ikiden aşağı olmamasını umuyorum.

Bu dizi de insanların ön yargılarını ve bu ön yargılarla nasıl bir suçlu yarattıklarını görüyoruz. Irkçılığı, kendiden olmayanı dışlayanı, kafamızda oluşturduğumuz kalıpları ve bunları sorgulamadan nasıl korumak istediğimizi gösteriyor film bize. Tabi bunlar temaların bazıları ve mesajlarından biri. Çok yönlü bir dizi. Komedi hatta kara komedi de var ki çok güzel. Avukatın katkısı yadsınamaz. Finalle alakalı birkaç soru işaretim hala var ama genel olarak ben daha alternatif çarpıcı son hayal ediyordum ama yine de etkileyiciydi. Umarım devamı gelir, tabi aynı avukatla :). Soundtrack'i az ve öz; kuvvetliydi. Her bölüm bir şarkı keşfetmeniz muhtemel :).

Ben iki blog arkadaşıma da buradan teşekkür edeyim, sayelerinde dizi dünyasına hızlı bir giriş yaptım özlemişim, hepsi de güzeldi. Devamını bekliyoruz :).
Devamını Oku »

16 Ocak 2017 Pazartesi

Sevgili Güllük #21 (Sherlock 4. Sezon Finali?)

Bu yazının her kısmı baştan aşağı spoiler içerebilir, bu saatten sonra spoilerınızdan ben sorumlu değilim.



Geldiği gibi gitti gönlümün efendisi. Öyle bir son yapmışlar ki hani dönmezsek üzülmeyin, yaptık finali demişler. Zaten Sn. Cumberbatch'in röportajları pek iç açıcı değil, senaristler desen bir iki yıldan az demiyorlar. Mırın kırın ediyorlar bunu bile zor planladık bilmem ne falan filan. Sn. Cumberbatch'in Dr. Strange olması o bu filme katılma ihtimali derken umudumuzu kırmaktan beter edip yok ettiler. Bu durum beni fazlasıyla sinirlendirdi ve üzdü. Hayır 15 sezon Arka Sokaklar çekiliyor her hafta iki saat size noluyor ben anlamıyorum. İki üç yıla bile razıyız sayenizde yapın işte arada. Moralim çok bozuk arkadaşlarım. Duygu değişimleri yaşıyorum arada kusura bakmayın. Neyse gelin bölüm yorumu yapalım sonra atarıma devam edeceğim.

- Sherlock yaptın yapacağını :).
- Açılış süperdi
- Mycroft zekana olan saygım bölüm boyunca sarsılmadı değil
- Olsun yine de hem komik hem zekisin, seviliyorsun
- Euros sen var ya, nasıl kendinden nefret ettirdin
- Çatladım bölüm boyunca
- Ne gıcıkk ne gıcıkk
- Son sahneye kadar baya sinir oldum
- Sonunda Sherlock'un kafası çalıştı da hem kardeş hem Watson kurtuldu
- Yalnız sözde Sherlock duygusuz, adamı iyice duygu adamı yaptınız
- En son Rosie'yi falan seviyordu
- Hayır hoş falan ama;
- (Bir de ben çok görmek isterdim Rosie'yi büyükken
- Baya bir rol verebilirdi
- Annesinin zekasını alıp Sherlock'la Watson'ı ezebilirlerdi
- Çok komik olurdu :):)
- Watson'cım alınganlık yok, Sherlock'tan bahsediyoruz
- Hem karına yaptığını da unutmadım
- Ama iyi adamsın yine de niyeyse az koymuşlar seni bu sefer)
- Bu kadarı doğasına aykırı
- Gerçi sen daha çocukken oyun diye
- Senle Sherlock oynasın diye
- Git arkadaşını öldür
- Çocukta duygu mu kalır
- Yine piskopat değil sosyopat olmuş
- Mazallah böyle kardeş zeki de olsa evlerden uzak
- Tabiki Euros'tan bahsediyorum
- Ama ona da üzüldüm sonunda yine en çok kendi çekiyor
- Ama Sherlock nasıl korudu kolladı kardeşini
- Sürekli ziyaret etti falan
- Baya son bölüm belleyip duygu adamı yaptılar tekrarlayayım
- Neyse şu beş yıl oyunu çok güzeldi
- I want to break free ile giriş falan efsane
- Bir heyecanlanmadık değil sayende Moriarty
- O bile sempatik kaldı Euros'a göre
- Off o Euros ki ne Euross
- Yine diyorum evlerden ırak
- Hayır o Watson'ın eşi her yerden çıkmak zorunda mı
- Daha da gıcık oldum son gibi özet yapmış bana
- Ya bi git
- Miss me, miss you diye diye gidemedi
- Yine son deyince bir kötü oldum
- Yalnız bu Holmes ailesi de neymiş
- Sözde en az zeki olanı Sherlock
- Düşünün ailenizde en az zeki olan Sherlock
- Holmes'lar İngiltere zeka seviyesini ellerinde tutuyorlar maşallah
- Bir tane normal düzey yok
- Yalnız Molly'ye ne üzüldüm
- Irene Adler'den daha çok yakıştırıyorum Sherlock'a
- Ama işte The Woman olayı var
- Yani o olay çok güzel
- Kadın da az zeki değil
- Falan filan da yine de Molly forever
- Sherrinford'u da kardeş değil yer yapmışlar
- Sir Arthur Conan Doyle'da mı öyle düşündü acaba
- Neyse güzel olmuş yine de
- Son kare de çok güzeldi yaa
- Son gibi olmuş
- Çok üzüldüm ve aşırı duygulandım
- Ama istiyorum ki beş sene on sene sonra bile de olsa
- Devamı gelsin :)

Bonus Şarkı: Moriarty'nin dönüşü şerefine :) Başa hüzünlü bir şarkı koydum, gidişine üzüldüm diye ama hadi öyle bitirmeyelim. Her şey gitsin umut kalsın.



Ya bir de bölümün adı "Final Problem" inadına yapıyorlar sanki yaaa, neden neden? Biz razıyız küçük oyunlara da, neden bu çözüldü diye bitiriyorlar. Biz o Sherlock'un mizah anlayışına, olayları çözüşünü seviyoruz, beyninin içini de, düşüncelerini ekranda görmeyi de. Gelin bitirmeyin şu diziyi o bu sebeplerle. Hem senin ilk göz ağrın sayılır Cumberbatch'cim, gelir miydi o Dr. Strange karakteri. Yani gelirdi belki yine, müthiş bir oyuncu ve tiyatrocusun ama Sherlock başka yaa. Gel yapma etme bak ben buradan sesleniyorum sana Benedict Cumberbatch kapatma kapıları, bak küçük Cumberbatchler de geliyor, sen bu diziyi bitirme. Şu yoğunluklar elbet biter sen de dönersin 221Baker Street'e. Duygusala bağladım. Yazıyı bile yayınlamak istemiyorum son Sherlock yazısı olmasın diye. Umuyorum bir daha görüşürüz Sherlock yazılarında, hadi ben sherlocked.

Öneri Makinesini Sosyal Medyada Takip Edin:

https://soundcloud.com/ms-m-5
https://www.tumblr.com/blog/mubblr
https://twitter.com/onerimakinesi
Devamını Oku »

10 Ocak 2017 Salı

Sevgili Güllük #19 (Sherlock 2)

Sizi uyarırken ben unuttum izlemeyi, şimdi bitirdim :) İzlemeyen sayfayı açtığına pişman olup çıksın lütfen lakin spoilerın tillahı burada olacak.



- Sherlock olaysın, her zaman ki gibi
- Irene Adler hala beni gıcık ediyorsun, yokluğunla bile
- Ama The Woman olayına bayılıyorum
- Watson'ın karısına bir türlü alışamadım, hayaleti de gitti çok şükür
- Sherlock'u canından ediyordu gittikten sonra bile ya neyse
- Çok güldüğüm bir bölümdü
- İyi güldük ama güzel güldük
- Mycroft :)
- Asıl bomba kardeş de neden Euros?
- Yazınca fark ettim para birimi geliyor aklıma
- Ama mitoloji önce gelir tabi
- Sherrinford'da gelecek mi?
- Gelecek ise aileye dört kardeş fazla
- Holmes ele ayağa düştü
- Herkes Holmes, ben de Holmes'um o zaman
- Euros da zeki anladık
- Neden Watson, Euros?
- Sherlock'a gıcığın var anladık
- Kendi kardeşini bilmiyor ama bahsetmiş öyle diyollağ
- Belki de high all the time, keep her off his mind'dı bilemeyiz
- Mycroft'un neden haberi yok?
- Sherrinford demiş okudum da, Euros da Sherlock demiş
- E peki Moriarty?
- İtiraf; Euros çıkardı ya lensi bir Moriarty beklemedim değil :)
- Bendeki dikkate bak, o düşen kağıdı fark ettim
- Yönetmen gördüm bak bu trickini :)
- Kafamda yine deli sorular
- Benedictim Cumberbatchim kariyer off çocuk on demiş zaten
- Umarım bebek yolda fazla para istiyorum manasına geliyordur
- Evde masraf arttı sonuçta
- Tamam ilgilen çocuğunla da sen zaten üç bölüm yapıyorsun yılda
- Ne zamanı istedin anlamadık
- Hayır oyunculuğu bırak o zaman!
- Gitme dur ne olursun gitme kal yalan söyledim
- Doğru değil, hiç hazır değilim
- Neyse konumuz Sherlock
- Mrs Hudson, hem güldürün hem öne çıktın bu bölüm
- Sevdik
- Altı çizilesi çok şey vardı
- Bir ara tekrar izleyip kaydedeceğim bir yerlere
- O zaman haftaya görüşelim
- The Final Problem geliyorrr
- Umarım Final Episode/Season olmaz
- Hadi ben sherlocked
- see yaa
Devamını Oku »

3 Ocak 2017 Salı

Sevgili Güllük #16 (Sherlock 2017)

Evettt, geldi gönlümün efendisi. Benedict Cumberbacth'li Sherlock aylarr, yılarr sonra başladı ve ben dün şu saate kadar bekleyip (01.00) şu saate kadar izledim (02.45). Bu saatten sonra sorgulamasın kimse Sherlock sevgimi. Haftaya yine aynı plan, bekliyorum <3



Bölümden önemli başlıklar (izlemeyen okumasın);

- John Watson'ın saçı olay
- Sherlock'un high hali güldürdü
- Bu zamanda Sherlock fikri bir kez daha şükrettirdi
- Güldürdü, sevindirildi
- Görüntü kalitesi yine olaydı
- Mary Watson ölmeseydi saçma olurdu
- Ama neden bir anda böyle bir şey oldu anlamadım
- John yakışmadı, sen de böyle yaparsan
- Sherlock her sözün olay
- Sherlock sen bir yolunu bulur, barışırsın John'la
- John, Sherlock bilerek yapmadı şimdi
- Zaten bana dönecek gibi geliyordu Mary cd'ye kadar
- "Miss me" yazınca bir heyecanlanmadık değil
- Bu arada Moriarty nerede
- Ölü mü değil mi emin olamadım
- Ölü olması daha olası geliyor
- Save John derken neyi kastettin Mary
- Kimden neyden yani
- Mycroft zekana hala hayranım
- Mycroft ciddi olarak favorilerimdeki yerini düşünüyorum
- Ve acaba ilk misin ikinci mi emin olamıyorum
- Kesin ilk üçtesin, orası kesin
- Sherlock özlemişim seni
- Kesin tekrar izleyeceğim
- En baştan mı son bölümü mü hala düşünüyorum

Dipnot: BBC ile aynı anda diye reklam verip bana spoiler okutan TLC, gelecek hafta aynısı olmasın ;)
Devamını Oku »