aşk filmlerinin unutulmaz yönetmeni etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk filmlerinin unutulmaz yönetmeni etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Aralık 2016 Salı

Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni - Yavuz Turgul (1990)

Merhabalar :). İtiraf ediyorum bu filmi atıştırmalıkta yazacaktım fakat baktım uzadı gidiyor dedim hak etti şimdi tek başına bir sayfayı kaptım geldim kendisini, şimdi de yorumlarımı yazacağım :).



1990 yapımı bir Yavuz Turgul filmi. Tabi ki başrolde Şener Şen ki benim canım o canım, Türkiye'deki en sevdiğim oyuncu herhalde. Bayılırım dram, komedi her şeyi hakkıyla oynar. Onunla tanışmak, oturup saatlerce konuşmak hayatta en çok istediğim şeylerden biri fakat kendisine kızgınım çünkü ben onu daha çok izlemek istiyorum ama o Turgul dışında hiçbir yönetmenle çalışmıyor, şans vermiyor. En azından son yıllarda böyle neden bilmiyorum. Ben ise onun başka yönetmenlerin filmlerinde de görmek istiyorum çünkü muhteşem bir oyuncu ve yetenek. Daha çok rolde görmek, izlemek bizim hakkımız :(. Turgul kötü yazıp yönetmiyor ama son filmi Av Mevsimi kötü bir polisiyeydi. Şener Şen bile kurtaramadı. Genel olarak baktığımızda ve Yavuz Turgul dediğimizde benim bir numaram ve en sevdiğim filmler sıralamasında yer alan filmi Gönül Yarası'dır. Eşkıya ve Muhsin Bey'i de severim. Bu filmi de spoiler vereyim sevdim :).

Neyse bu konuları bir kenara bırakırsak ve bu filme geçersek klasik bir Yavuz Turgul filmi. Eğer Muhsin Bey filmini izlediyseniz benzerlikleri fazlaca var. Bir kere Turgul filmlerinde mutsuz son göremezsiniz. Bu filmde yine trajikomik ögeler, başrolde Şener Şen (canımıniçi), geçmişe özlem, İstanbul'daki kültür çeşitliliği vs görülebilir. Yine biraz Şener Şen öveceğim, oyunculuğu mükemmel, duygu geçişleri, içimizi acıtan sözleri, komedisi her şeyi görmek mümkün. Kesinlikle duyguyu size geçirmekte, inandırmakta hiç zorlanmayan bir oyuncu. Bu filmde de hem çok güldüm hem ağladım ve bu iki büyük tepkim de sayesinde oldu. Muhsin Bey karakteriyle biraz karşılaştırma yapmam gerekirse de Muhsin Bey naif bir karakterken, bu filmdeki Haşmet karakteri daha kurnaz, ağzı laf yapan, istediğini almaktan çekinmeyen biri ama iki karakterde de az çok vefa duygusu, sinema veya müzikte bir yere gelme çabası, sanata olan ilgileri gibi özellikleri ortak. İkisi de hak ettiklerini düşündükleri değeri görmek istiyorlar. Filmlerin ikisi de İstanbul'da geçiyor ve İstanbul'un kültür çeşitliğini güzel yansıtıyor.

Filmde yönetmen olan Haşmet ilk kez aşk filmi değil toplumsal bir film yönetmek ister. Bunun için de elinden geleni ardına koymaz. Bu film onun için önemlidir çünkü hayatında bir kez de olsa ödül almak, tanınmak, önemli olduğunu hissetmek ister. Bunca yıldır boşa çalışmadığını, birilerinin öldükten sonra da adını anmasını ve belki de o yeşilçamdan birer figüran, yan rol ya da unutulan oyuncu arkadaşları gibi olmayıp bir kez de olsa bu sinema dünyasında adının olmasını ve başrol olarak nu dünyada yer almak ister. Bir repliğinde şu cümleyi duyarız ağzından, "Artık sinemada yönetmen devri başlıyor", o da artık devrinin başlamasını ister. Unutulan, işleri bittikten sonra bir kenara atılan, parasızlık, işsizlik içinde olan arkadaşları gibi değil. O yüzden tüm gelen aşk filmleri tekliflerine ve imkansızlıklara rağmen bu filmi çeker. İşte unutulmak istemeyen, öldükten sonra da adının kalmasını isteyen bir yönetmenin trajikomik hayatını izleriz. Eski eşleri, çocukları ve arkadaşları arasındaki ilişkiler, yalanları, hayalleri, düş kırıklıkları hepsini izleriz.

Yani yine Şener Şen'in oyunculuğunu konuşturduğu bol bol güleceğiniz, beraber geçmişe özlem duyacağınız güzel bir film. Ben öneriyorum, izlemesi sizden. Her şeye rağmen yanınızda olan sizi koruyup kollayan sevdiklerinizin olması dileğiyle, kendinize iyi bakın :).