Etiketler

Okunulası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Okunulası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Nisan 2017 Pazar

Doğum Günümde Hediye Edilmesini İstediğim 6 Kitap (Pazar 6'lısı)

Ayyy en sevdiği pazar altılısına gelmiş sıra, bir dahaki doğum günü listesine kadar en favorim olarak kalacak :). Ben hediye yapmaya, vermeye ama en çok almaya bayılırım. Kitap hediyelerini de çok severim. Hediye olayına zaten bayılırım ama özellikle beni tanıyan biriyse hoşuma giden şeyler alınırsa off ki ne off <3. Zaten doğum günüm de yaklaşıyor, şahsen bir idefix hediye çekine hiç hayır demezdim :). Yok ben kendim seçicem derlerse de altı değil de sepetimdeki tüm kitapları göstersem aç gözlülük yapmış olur muyum :). Bu haftaki tema için 6 değil 60 kitap yazabilirim ama maksat adet yerini bulsun :), burada pazar altılısında daha önce hiç bahsetmediğim kitapları yazayım. Zaten okumak istediğim kitap ve serilerde yazdıklarım oldu ama bu sefer onlardan farklı kitap seçeceğim. Hediye almak isteyenlere de alttan mesaj vermiş olayım :). Hediye, doğum günü konusunda yüzsüz çıktım hadi hayırlısı :). Bu arada istemeden baya bir idefix reklamı yaptık, buradan sesleniyorum belki doğum günümde bir sürpriz yapmak ister :):).




1.  Vejetaryen - Han Kang

Bu kitabın kapağı, konusu ve hakkında söylenenler olsun çok ilgimi çeken bir kitap. Bu kitabı hediye olarak diğer kitapların yanında isterdim :).

2. Godard Godard'ı Anlatıyor - Jean-Luc Godard

Aslında bunu temsili yazdım genel olarak Godard ile alakalı tüm kitapları merak ediyorum. Sinema ile alakalı kitaplar okumayı zaten seviyorum, bu kitabı da çok merak ediyorum.

3. Anemon - Lale Müldür

Lale Müldür'ün birkaç satırını Yalçın Tosun'un kitabında okuduğumdan beri okumak isterim. Hala okuyamadım. Doğum günü vesilemle okumak isterim :):).

4. Murphy veya Üçleme - Samuel Beckett

Godot'yu Beklerken adlı oyunu benim için çok önemli olan yazarın bu romanlarıı da çok merak ettiklerimden. Beklentilerim büyük, yakın zamanda umarım okuyabilirim.

5. Androidler Elektrikli Koyun Düşler Mi? - Philip K. Dick

Senelerdir abartmıyorum senlerdir okumak istediğim bir kitap, hala ne aldım ne okudum. Adı bile ilgi çekici, bir de film uyarlaması falan var çok merak ediyorum.

6. Seveceğimi düşündüğü hiç bilmediğim yazarın bir kitabı

Bu seçeneği de alacak kişinin beni tanımasına ve seçim gücüne bırakıyorum :). Sürpriz severim, beni şaşırtsın :). Hatta kendine güvenen arkadaşlardan bu başlığa uygun yorumlar bekliyorum :).


Erken doğum günü kutlaması yapayım, bu şarkı da bu sene tam benlik :)


Nil - İyi Ki Doğdum

12 Nisan 2017 Çarşamba

Hikayeler #5 (Jane Bowles + Sezgin Kaymaz)

Açık Havada Bir Gün - Jane Bowles



Bu kitap Eganba'dan yapmış olduğum alışverişten hediye geldi ve bence internetten alışverişin en güzel hediyesi kitap, sonra defter veya ajanda ve bilimum çeşitli kırtasiye malzemeleri :).. Çok sevdiğim ama indirim konusunda cimri bulduğum bir yayınevinden çıkan bu kitabı hediye etmeleri çok güzel. Çok teşekkür ediyorum. Sanırım artık kitap hediye etmiyorlar, ilk çıktıkları zaman her ay farklı bir kitap hediye ediyorlardı ama artık denk gelmiyorum, bilgisi olan varsa yazarsa sevinirim.

Bu kitaba gelecek olursak içinde anladığım sayılı öykü var ama sevdim :). Akıcı bir anlatımı var. Bir şey anlatmak istiyor mu yoksa anlatıyor da benim kapasitem mi yetmiyor diye düşünsem de genelde bu tarz yorumlar gördüm Goodreads'de. Onlara katılıyorum çok anladığımı söylemem ama çabuk da bitti böyle bir kendini de okutturdu. Güzeldi de aslında. Kendiniz okuyun bir karar verin ben de sizin yorumlarınız okuyayım eminim daha dişe dokunur yorumlar çıkacaktır :).

Bugün Bize Kim Geldi - Sezgin Kaymaz



D&R'ın indirim köşesinde ilk öyküsüne göz gezdirip aldığım kitap. İyi ki almışım, çok eğlendim aynı zamanda üzüldüm. Otobiyografik bir kitap, içinde bir adamın üç farklı döneminden biraz hüzünlü biraz komik (bazen çokkk komik) öyküleri. Ben severek bir çırpıda okudum. Yazarı ilk okuyuşum ama son olmayacak, romanlarını da merak ediyorum. Arkada kapakta yazar hakkında yazılanları okuduktan sonra otobiyografik olduğunu düşündüğüm kitap. O yazıdaki son cümle de beni çok etkiledi.

Hikayelerin çoğu uzun ama dediğim gibi çok akıcı. Hiç sıkılmadan okuyordunuz bir bakıyorsunuz öykü bitmiş. Özellikle birkaç öyküde, çocukluk yıllarını karakterin kahkahalarla okudum, o ne yaman ne bitirim bir çocuk inanamazsınız :). İlk öykü de aynı şekilde trajikomikti, yine gülerek okudum. Son öyküde daha doğrusu mektupta baya duygulandım. Bu arada yazarın "Bakele" kitabı da indirimde, onun da ilk öyküsünü okudum, güzeldi o kitap hala varsa belki alırım. Siz de almayı düşünürseniz, haberiniz olsun o da indirimde :).

Ben size bu kitabı öneririm, hazır indirimdeyken alın yazın güzel gider. Hafif, kahkahalı, güzel bir kitap.

9 Nisan 2017 Pazar

O An: Snape'in Harry ile İlk Karşılaşması (HP Yazı Serisi)

Harry Potter film bir: Snape ile Harry'nin ilk resmi karşılaşması. İksir 101. Snape afili bir şekilde derse girer ve kurallarını saymaya başlar. Not tutan Harry'i ilk kez yakından gören Snape, Harry'nin babasına duyduğu katıksız nefret bir yanda Harry'nin inanılmaz benzerliğiyle vuku bulurken yakından baktığında gördüğü Dumbledore'un sözlerinin doğruluğunu kanıtlayan her zaman sevdiği ve seveceği Lily'nin gözleridir. İşte filmdeki bu iki duygunun ancak yedinci kitaptan sonra anlayacağımız iki ruh hali; Snape'in biri buz gibi soğuk olan diğeri kazandan yansıyan ateşle alev alev yanan gözlerine yansıyacaktır. Hangi gözle Harry'de kimleri gördüğünü söylememe gerek yok sanırım :(.




Dipnot: Görsel tarafımdan hazırlanmıştır.

Okumak İstediğim 6 Seri (Pazar 6'lısı)

Evvet, birkaç haftalık ayrılıktan sonra yine kavuştuk pazar altılısıyla :). Artık biliyorsunuz pazarları Harry Potter yazı serisi de yayınlıyorum, oh oh ne güzel :). Bir güne iki yazı. O yazıların ilki için buraya, ikincisi için buraya üçüncüsü için takibe tıklayınız :). Bu haftaki tema çok güzel, sanırım yine Şule'nin önerisi ki ben bayıldım. Bu tarz listelere bayılıyorum. Yeni yeni kitaplar görme şansım da oluyor. Yazmak da okumak da eğlenceli. Şimdi gelelim benim bu pazarın altılısına bakalım neler çıkmış :).


1. Yetenekli Bay Ripley - Patricia Highsmith


Bu seriden daha önceki şu pazar altılımda da bahsettim, değişen bir şey yok hala okumak istiyorum :). Bu aralar polisiye diziler ve kitaplar okumuşken bu seriyle taçlandırmak da güzel olur hani :).

2. Ölüm Kapısı Serisi - Margaret Weis+Tracy Hickman


Yaklaşık 6-7 seneye yakın kitaplığımda bulunan serinin ilk iki kitabını diğerlerini alana kadar okumayayım biraz beklesin diye diye bu kadar senedir duruyor. Bu arada ben eski Kayıp Rıhtım forumcularındanım, aranızda olanlar varsa selam olsun :). Bayadır aktif olmasam da hala severek takip ettiğim bir site. Orada önerilen bir seriydi. Ben de sahafta görünce almıştım.  İşte nereden nereye, bu vesileyle bir başlayayım ben ona :).

3. Yerdeniz Serisi - Ursula K. Le Guin


Yazarı zaten seviyorum bu seri de en çok okumak istediğim kitaplarından. Umarım severek okurum.

4. Dune Serisi - Frank Herbert


Bilim - kurgu fantastik kitapsever biri olarak serilerimin çoğunun bu türde olması da kaçınılmaz oluyor :). Yine Kayıp Rıhtım sağ olsun bu kitabı da ilk orada gördüm sanırım. Siyah kapakları olsun, hakkında yazılan yazılar olsun bir gün okuyacağım inanıyorum :). Küçük kitap olması da gerçekten çok hoş :). Ben eski tip belki bilirsiniz Bilgi Yayınevinden ya da Baskan'dan çıkan eski kitaplar gibi küçük kitaplara bayılıyorum. Keşke bazı kitaplar bu kadar büyük olmasa :/.

5. Vakıf Serisi - Isaac Asimov


Yazarı çok seviyorum öyle ki bir öykü kitabı vardır, en sevdiklerimden. Bu serisi de çok beğenildiğinden ben de okumak isterim :).

6. Sandman Serisi - Neil Gaiman


Fantastik ve bilim kurgu türünün listeyi ele geçirdiği bir pazar altılısının sonuncusu da bir çizgi roman. Normalde böyle bir okuma alışkanlığım yok ama hem çok sevilmesinden hem de yazarın Neil Gaiman olmasından kaynaklı beklentilerim büyük. Yeni seti çıkana kadar çok zor bulunan da br seriydi. Merakla okumayı bekliyorum :).


Bonus: İnce Memed Serisi - Yaşar Kemal


Yine okumak istediğim kitaplar pazar altılısında bu seri de vardı. Büyük eksilik, kesinlikle okumak istiyorum bu seriyi :).

Dipnot: Görseller tarafımdan hazırlanmıştır.

8 Nisan 2017 Cumartesi

Kan ve Gül - Alper Canıgüz

Merhabalar, merhabalar :). Her ne kadar touchpad beni sinir etse de inat ettim yazacağım bu yazıyı :). Kaç yıl sonra en sevdiğim yazarlardan Alper Canıgüz kitap çıkarmış ben de dayanamayıp önsiparişle almış hemen okumuşum tabi ki yazacağım kim yazacak başka :). (Ben yazıyı bitirene kadar halloldu sorun :))


Kitap güzeldi. Dıştan içe doğru bir anlatayım; kapağın rengine bayıldım teşekkürler April  "Cehennem Çiçeği'nde" yeşilin en cafcaflı ve hoşa gitmeyen tonunu kullanıp bu açığı mavinin en güzel tonuyla kapattığın için :). Gördüğünüz gibi kapağı da rengi kadar güzel. Bunun dışında kitabın bölüm başlıklarının çok sevdiğim Nirvana grubunun şarkı adlarından oluşması harikaydı :).

Kitap yavaş başlayıp son bölümlere doğru hızını arttıran fantastik, polisiye biraz da kara komedi türlerinde ilerledi. Daha ne olsun :). Şu türleri saymam bile eminim size neden yazarı sevdiğimi açıklamama yetiyordur :). Bir de zaman yolculuğu, paralel evrenler var ki ba-yı-lı-rım. Değmeyin keyfime yani. Bunun dışında diğer kitaplara göre bu kitapta biraz daha politik gibi duran diyaloglar olsa da vermek istediği mesaj başkaydı. Tamamen farklı düşünsek de en sonunda alt tarafı sohbet ediyoruz demeleri çok güzeldi. Onlar farklı düşünen bundan beslenen ve gelişen arkadaşlardı. Birbirlerini dinleyen ve kendi düşünceleri olan bunları savunan gençlerdi. İşte her şey bu kadar basitti. Farklı görüşleri olan ve bunları birbirleriyle özgürce paylaşan arkadaşlar. Bunun dışında diğer kitaplara göre komedisi daha az diye düşünürken sona doğru hatta 12. bölümde bir hazırlıksız yakalanmışım ki off ne güldüm ne güldüm. O an daha iyi anladım Canıgüz okumayı özlediğimi.

Kitabın konusuna gelirsek Aziz, kuru temizlemeci ararken geçmişini bulur. Aynen baya bildiğiniz şu zaman yolculuğunun kaynağı kuru temizlemeci adı da Kan ve Gül nedeni ise İskender Doğan'ın açtığı bir işletme olması :). Kendisi bir zamanlar bu şarkıyla zirveye çıkan bir isim. Kitapta bundan da bahsediliyor. Kitabın adı da buradan geliyor işte.

Baş karakterimiz Aziz, eşinden boşanmış 13 yaşında bir kızı olan çevirmenlik yaparak hayatını idame ettiren kendi halinde bir adam. Kuru temizlemeci ararken eski bir arkadaşıyla karşılaşıp sohbet ettikten sonra Kan ve Gül kuru temizlemecisini arkadaşının önermesiyle ceketini ertesi gün almak üzere oraya bırakır ve sahibi İskender Doğan ile bu sayede tanışır. Daha sonra bir yangın sırasında farklı bir evrende geçmişte uyanır ve bir cinayeti çözmeye çalışır. İşte kısaca konumuz bu. Birkaç nokta dışında kitabı beğendim.

Eleştirilerim şu yönde kitabın biraz dağınık olması. Bazen bir şeyden bahsederken asıl konunun dağıldığını hissetmem ve bazı karakterlerden daha çok bilgi almak isterken kısa kesilmesi mesela Fulya ve İskender Doğan karakterleri başta olmak üzere kilit noktalar gibiydi ama sona doğru pek bahsedilmedi. Bu iki nokta dışında güzel bir kara dejavu :). Tabi bunlar benim kuruntularım da olabilir :).

Leon severlerin gözünden kaçmayan bir kiralık katil var ki hoşuma gitti :). Bunun dışında biraz otobiyografi ben de sezdim. Bir de Onur Ünlü geldi aklıma. Hani onun da karakterleri böyle sıradışıdır ya, imamdır ama silah taşır dedektiflik rolü üstlenir. Burada da şu an söylemek istemediğim sıradışı karakterler var. Aslında sıradışı veya normal nedir o da ayrı bir konu. Karakter demişken yazar olmak isteyen Alper karakteri de vardı bilmem tanıdık geldi mi :).

Sonuç olarak da yazarı severler hiç kaçırmadan hemen alsın kitabı, yazarı okumayanları buraya alalım. Bir göz atın sıra sıra okuyunuz :). Aşağıda linkini verdiğim röportajda da çok sevdiğimiz dedektif Alper Kamu'nun üçüncü kitabının yolda olduğu müjdesini de vereyim, okuduğumda resmen havalara uçtum :).

Alıntılar;

"Kan ve gül birbirinden çok farklı değildir. Unutmayın, güle rengini veren kandır."

"Gelecek, bazıları için, hakikaten de uzak bir hatıradan ibarettir." (Adet yerini bulsun, yazar iddialı cümlelerle girişi sever :))

"Peki hayatta hangileri başarı kazanırdı? Babası zengin olanlar, elbette."

"Kaderin acımasız ağları aslında ne kadar da zayıf bağlarla örülmekteydi."

"İnsan ne bayağı bir yaratıktı. Sevmek ne kadar çok çaba gerektirekteydi ve buna karşılık nefret için neredeyse hiçbir şeye ihtiyaç yoktu."

"Sanatçı ruhu, tabi. Naif, alıngan ve kötücül."

Ve birçokları...

Kitap ile ilgili Murat Menteş Alper Canıgüz'e çok güzel sorular sormuş, cevapları da bir o kadar güzel :). Okumanızı şiddetle tavsiye ederim :). Kitabı daha iyi anlamanıza yardımcı olacaktır Linki aşağıda :). Kapanışı da tabi ki o kadar bahsettikten sonra başka şarkıyla yapamazdım :). Edebiyatla kalın :).

http://www.hurriyet.com.tr/kan-ve-gul-kahkaha-ve-polisiye-40419324



Marka Mimi

Merhabalar :). Bugün bir mim yazacağım. Sevgili deeptone, bizi mim konusunda hiç kırmayan, ne zaman mimlesek koşup gelen bu vefalı arkadaşımız böyle çok tatlı bir mim hazırlamış :). Ben de hemen gönüllü oldum. Kendisinin mimini okumak isterseniz burada. Bu mimde sevdiğimiz üç markayı yazıyoruz. Ben de henüz karar veremesem de yazdıkça karar verip üç markayı sizlerle paylaşacağım ve yapmak isteyen herkesi şimdi, şu an mimliyorum :).

Markalarda indirimi görünce ben :) hahahaha


1. Pull&Bear + Stradivarius

İkisi de aynı şirketin farklı kolları olduğundan (bakınız kapitalizm :)) ikisini yazmakta bir sıkıntı görmedim :). Hatta bu gruba Bershka, Zara'yı da ekleyebiliriz yine aynı yerden gelip aynı yere giden bir alım satım durumu var. Zira dördünü de severim :). Takıları, aksesuarları, ceketleri, tshirtleri, etekleri falan filan genelde benlik, seviyoruz.

2. Puma

Uygun fiyat ve kalite bir arada :). Hhahaha, reklamlara da girdik :). Yok ya güzel spor ayakkabıları var, seviyorum, Adidas gereksiz bu kadar pahalı olmasa onu da yazabilirdim ama puma da güzeldir :).

3. Iphone

Şu anki telefonum apple, memnunum. Bundan önceki kötü bir Samsung deneyiminden sonra iyi gelmişti. Buna bir şey olsa yine devam ederim herhalde.

Kendimi bolca kapitalizmin kölesi olarak hissettikten sonra bu mimi bitiriyorum :). Kendinize iyi bakın :).

7 Nisan 2017 Cuma

Atıştırmalık #13

Berlin Üzerindeki Gökyüzü - Wim Wenders (1987)




Fragmanını izlediğimde tekrardan izleyesimin geldiği bir film :). Müziğiyle, tekniğiyle, anlattığıyla şiirsel bir film sunan Wenders'ın bu filmine göz atmanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Alman dışavurumculuğu ve şairane gerçeklik akımlarından etkilenilmiş bir film. İzlerken aklıma sevdiğim bir film olan "City of Angels" geldi ve nihayetinde bu filmin yeniden yapımı olduğunu öğrendim. Birkaç yeri alması dışında bu filmi izledikten sonra anladım ki Melekler Şehri bu filmin ucuz bir kopyası. O filmin de hakkını yemek istemiyorum ama çok abartılacak bir film değil, sanat eseri de değil. Güzel seyirlik bir film. Hollywood işine gelen temaları alıp başka bir film yapmış her ne kadar fikir aynı olsa da biri sanat diğeri seyirlik olmuş. Demek ki neymiş niyet önemliymiş :). Bu filmde felsefe, şiir, varoluşsal sorunlar ön planda. Savaş sonrası Almanya'sı var. Dışavurumculukta oradan geliyor zaten. Müzikleri harika. Nick Cave ve Zülfü Livaneli'yi beraber dinleyebileceğiniz bir soundtrack'e sahip. Onlar dışında da çok güzel şarkılar, müzikler var. Yine ilk yarıda yavaş yavaş ilerlerken ikinci yarıda iyice açılan bir film var, diğer film "Paris, Texas" de yavaş gelip hızını arttıran bir film vardı. Bu gidişle ben Wenders filmlerine devam edeceğim sanırım :).

Oz: Kansaslı Dorothy - Adam Fawer



Bu kitabı yarım bırakalı baya oldu aslında. Şöyle ki aşırı sıkıldım, öyle böyle değil zor dayandım böyle yarısına kadar. Oz Büyücüsü'nü de şu malum meydan okuma vesilesiyle okumuştum :), bu kitap da onun aynısı sadece yetişkinler için olanı. Hani biraz mizah olsaydı bari okusaydık o da yok. Sıra sıra ilerleyen olaylar aynı sadece yaş ortalaması yükselmiş, başka da kendini okutturacak özelliği olmayan bir kitaptı. Hemen takasla da değiştirdim ama hani şurada bahsettiğim olay vardı ya ilk kez başıma gelen o kitap bu kitaptı. Fawer'ın kitaplarını zamanında okumuş, Olasılıksız'ı çok, Empatiyi'de normal beğenmiştim. Bu kitabı da D&R'da okuyamadığım dönemde hafif bir kitap okumak için alıp tekrar okuma hızıma kavuşmak için aldım ama pek istediğim amaca hizmet edemedi :).

Ölüm Pornosu - Chuck Palahniuk




Uzun zaman sonra ilk kez iki film değil iki kitaptan bahsedeceğim :). Bu aralar da okuduğum bir dönem bir de ikinci mini dizimi bitirmek üzereyim hepsinden sırası gelince bahsedeceğim. Bu kitabı ukitapta takasla edindim. Yazarı "Dövüş Kulübü" filminin kendi kitabından uyarladığını öğrendiğimden beri okumak isterim. İlk bu kitabını okudum. Akıcı bir kitap, ünlü aktörler hakkında ilginç bilgileri de bulabileceğiniz 4 farklı karakterin gözünden anlatılan bir dünya rekoru denemesine şahit oluyoruz. Adından anlaşılacağı gibi bu porno ile ilgili bir rekor ve önceki rekorlardan da bahsediliyor. Kitap bence ortalamaydı. Beni şaşırtan yerleri de oldu, üzen yerleri de. Yeraltı edebiyatından bir göndermeyle başlayan bu kitabın karakterlerini de porno dünyasından seçmesi şaşırtıcı değil. Bir de ben adını bu kadar gerçekçi olarak düşünmüyordum aslında, yani metafor ya da ne bileyim bir sanat olayı sandım ama değilmiş :), öyle de bir şaşırdım :). Etkileyici bir kitaptı, ben yazarın diğer kitaplarını da merak ediyorum.

5 Nisan 2017 Çarşamba

Sevgili Güllük #29

Bugün iki sevdiğim yazarın kitabı elime ulaştı. Özellikle Yalçın Tosun'un kitabını çıktığından beri almak istiyordum, bir diğer sevdiğim yazarın kitabı da çıkınca ikisini de almak şart oldu :). O yüzden kargonun diğer kitaplarla beraber gelmesiyle çok sevindim, her ne kadar çoğu kitapta küçük hasarlar olsa da sabırsızlıkla okumak istediğim kitaplar elimde. Bu kitaplar başta olmak üzere sırayla okuyup blogda paylaşmayı planlıyorum :).

Şimdilik önceki Yalçın Tosun Sevmek yazım için buraya, Alper Canıgüz Sevmek yazım için ise buraya tıklayabilirsiniz. Edebiyatla kalın :).



Dumbledore'un KSKS Hocası Dediğinin Bir Yıl İçinde Bir Gün Bile Görmediği 6 Öğretmen (HP Yazı Serisi)

Ayy arkadaşlar ben üç gün dedim de yok yani biraz abartmışım. İki gün bence ideal benim gibi üşengeçe çok bile. Tekrardan bir düzen yapayım, yazılar çarşamba ve pazar olsun, gönlümüz doysun :). İlki için tıktık. 

Geldik benim en eğlendiğim yazıya :). O yüzden hemen sizinle paylaşmak istedim :). Çok sevdiğim bir karakter olan Dumbledore'un ne kadar iyi bir büyücüyse o kadar kötü bir büyücü hoca seçicisi olduğu bu listeyi umarım siz de seversiniz :). Dumbyciler bana kızmayın ben de sizlerdenim, ama doğruya doğru :).

Allah muhafaza yani olur da ruh emici veya ölüm yiyenlerle karşılaşmazsanız başınıza gelebilecek en büyük felaket Dumby'nin size Karanlık Sanatlara Karşı Savunma dersinin yeni hocası sensin demesi olabilir zira kendisinin maşallah dediği çok yaşamıyor. Tabi yaşayanlar var ama halleri pek de iç açıcı değil. Resmen Harry Potter'da başınıza gelebilecek 7 felaketi sayın derlerse bunu yazarsınız. Zira kendisinin ömrü yettiği sürece seçtiği hocalarla altı kitabın hepsinde de istikrarını bozmamış ve Potter'a sen de mi Dumby dedirtecek kıvama getirmiştir :). Kendisi Azkaban ile yarışır hani. Öldüren öldürmese delirten delirtmese hapsedilen o da olmadı hafızanı yitirttiren bir hocalık benden uzak Merlin'e yakın olsun dedirten seçimler öyle böyle değil :). Yok ben o bir yılı bile doya doya yaşayayım yeter ki o dünya da olayım da diyebilirsiniz ama demeden önce gelin bu başına gelmedik iş kalmayan altı öğretmene bir göz atalım, kararınız değişiyor mu :).

Yalnız Divine Magic yazısının yanında da çok cool değil mi ya :).


1. Profesör Quarrel




Kendisi Harry Potter'ın ilk profösürü bu alandaki. Potansiyel bir tehdit gibi hiçbir zaman görülmeyen, Snape dışında kendisinden kimsenin şüphelenmediği, kekeleyen, pek göze çarpmayan kendi halinde bir profesör sanıyorduk. Lakin Dumbledore'un bundan sonraki felaket seçimlerinin de resmen habercisi olan bir şekilde Quarrel'ı Hogwarts'a profesör ama dikkat edelim özellikle Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Profesörü yapması başta Potter olmak üzere bütün büyücü dünyasını tehdit eden Voldemort'u dolaylı yoldan Hogwarts'a sokmuş ve küçücük çocuklara profesör yapmıştır. Kendisinin gerçek kimliği ve akıbetini zaten hepimiz biliyoruz. Kendisi gerçekten savunma değil de saldırı kısmındaymış haberimiz yokmuş. Bizzat yaşayarak öğreten bir profesördü, bu profesörü bırakıp boşluğunu dolduran bir diğer isme geçelim. Zira ilk profesörlerinin Voldemort olmasıyla çıtayı arşa çıkararak daha ne kadar kötü seçimler yapılırın sinyallarini güçlü bir şekilde veren Dumby'nin ikinci seçimiyle, devam edelim.

2. Gilderoy Lockhart




Hayır sen koskoca zeki yetenekli büyücü Dumbledore'sun. Nasıl böyle hatalar yaparsın, sen git dersi iş bilmez, üç kağıtçı, gösteriş meraklısı Lockhart'a ver. Hadi alırken anlamadın sonradan da mı fark etmedin, Komik bir hocaydı güldürdü eğlendirdi tamam da Voldemort'un peşinde koşa koşa küçücük çocukların yedin bir yılını daha. Voldemort bangır bangır geliyor çocukların savunmaya ihtiyacı var, çocuklar koruyor profesörü tehlikelerden. Yok Dumbledore, sen iyi bir büyücüsün ama sanırım anlamıyorsun hoca seçmekten. Sıradaki.

3. Profesör Lupin




Hıhh, tam iyi bir seçim yaptı, çocuklar çok güzel öğrendi dedik kırk yılda bir sonunda turnayı gözünden vurdun dedik sen git bu gelecek postası okuyan ön yargılı velilere kurtadam hoca bul. Bence süper, bana uyar,hatta çok da güzel olur, Lupin canımız ciğerimiz zaten ama adamı üzdün. bitirdin adamı. Hadi en azından bir sene de olsa çocuklar bir şey öğrendi, Lupin mutlu oldu, en azından bazı ön yargıları kırdı. Çok üstüne gelmeyeceğim, zira Potter bundan sonra hep ekmeğini yedi bu derste öğrendikleri büyülerin zira muhteşem seçimlerinden koca Harry Potter Expelliarmus, Stupify, Patronus büyülerinin ötesine geçemedi yedi kitap boyunca lakin bu sefer de adamı bitirdin be Dumby :(.

4. Deligöz Moody




Yine güzel seçim yanlış adam. Ya sen dostum, arkadaşım dedin adam uyuttu seni Hogwarts'a girdi, Voldemort'un destekçisi çıktı. Hiç mi anlamadın aynı adam olmadığını. Yani dehanı, büyücülüğünü sorgulamamak elde değil. Onu da geçtim bu konuda geçmişin pek parlak değil sonuçta arkadaşın olmadığını da mı anlamadın? Ya sen yine orada burada koştur küçücük çocuklara gitsin lanetleri öğretsin, psikolojisini bozsun. Arkadaşın yedi kat yerlerde, sandıklarda hapsolsun. Yok Dumbledore senin de suçun yok. Artık mimlendin kimi seçersen seç profesör dışında her şey oluyor.

5. Profesör Dolores Umbridge




Dumbledore dedi ama formaliteden, kendisini büyücü bakanlığı atadığından pek söz hakkın olmadı ama yolu da sen açtın seçimlerinin kötülüğünden açık verdin Dumby yani. Umbridge, benim gibi eminim birçok fanın tek ama tek koşulsuz şartsız nefret ettiği kişidir herhalde. Mıymıntı sesi, kuralları, duruşu, tavrı, kedileri, pembenin 5000 tonu kısacası her şeyiyle antipatik olmayı başaran bir karakterdi. Yapmadığını bırakmadı, neyse ki Fred ile George son yaptıklarıyla içimize az da olsa su serpti tabi Hagrid'in kardeşini de unutmamak lazım :).

6. Profösör Severus Snape




Sen bizim gördüğümüz beş yıl adamı süründür, kesinlikle istediği dersin hocalığını da verme verme sonunu hazırlamak için sanki gel bu yıl profesör yap. Tabi bunca yıl bunca ünden sonra adam nasıl yapsın işini, mimlenmiş iş bir kere Snape nasıl kurtarsın. Muslera muamelesi yap adama; çocuk bakıcılığı yaptır, Voldemort'a köstebek yaptır, bir de kendine katil, bir de çocuklara hoca yaptır. Kendin gittin adamı da aldın yanına. Valla Dumby Snape'in bir zaafından adama yapmadığın kalmadı. En son hoca da yaptın, daha da iflah olmadı.

Yedinciye fırsat kalmadan hem canımız Dumby'miz öldü hem de Harry okulu bıraktı. Hayır bazen düşünüyorum acaba dostunu yakın düşmanını daha yakın tut sözünden fazlaca etkilenip bilerek mi yaptın bazılarını, bu zekaya bu hocaların başka açıklaması olamaz :).  Neyse Dumby, seni severim bilirsin, baya severim hatta. Burada biraz yüklendim sana ama kusuruma da bakmıayacaksın, yani az da olsa hak ettin. Küçücük çocuklara savunma diye, karanlık sanatların baş müdavimlerini mi hoca yapmadın, hedef haline mi getirmedin yaptın da yaptın. Yine de her şeye rağmen ilklerimdesin, senin dehan tartışılmaz. Zaten ancak büyük insanların büyük hataları olur. RIP Dumbycim, özledik <3.

Dipnot: Göresellerin hepsi tarafımdan hazırlanmıştır. 

2 Nisan 2017 Pazar

Harry Potter'da Hiçbir Şeyin Boşuna Söylenmediğinin 5 Kanıtı (HP Yazı Serisi)

Merhabalar. Ben dikkatli okuyucularımın bildiği üzere Harry Potter hayranıyım. Onunla büyüdüm, hala seriyi elime aldım mı bitirmeden bırakmıyor ve filmlerini tekrar tekrar izliyorum (David Yates'in katlettiklerine rağmen). Böyle bir sevgi olunca dikkatimi çeken şeyler oluyor ve bu kadar sevmeme de etkisi olan şeyler ortaya çıkıyor. Bunların biri de tekrar izledikçe okudukça fark ettiğim foreshadowing'ler. Tam Türkçe karşılığı yok ama önceden ima etme manasına geliyormuş. Zaten internette aratırsanız eminim birçok liste çıkar karşınıza Harry Potter için. Ben de bu yüzden yapmak istemiyordum fakat o kadar güzel ince detaylar var ki hoşuma gidiyor. O yüzden yine de yapmak istedim bunlar zaten benim dikkat ettiklerim, kopyala yapıştır ya da çeviri diye düşünmeyin çünkü değil, belli başlı dikkatimi çekenlere ben de yorum yapmak istedim. Zaten Harry Potter serisini birden çok izlemiş neslin gözüne çarpan şeyler bunlar. İlla ki benzerlikler olacak ama bunların hepsi benim öznel yorumlarım ve gördüklerim.Artık haftanın üç günü; pazar, salı ve cuma günlerinize bol kahkaha ve biraz hüzün getirmek istiyorum bu yazılarla. Şimdiden çoğu hazır. Blogda da Harry Potter' a özel bir bölüm hep olsun ben hep yazayım istiyordum da, bu seri altında yayınlamaya başlayacağım artık yazıları sıra sıra.

Tabi bunların hepsini bize veren ve bize bu dünyayı sunan saygıdeğer J. K. Rowling. Onun ince espri anlayışı ve zekası kitabın her yerinde var. Kendini hissettiriyor. İlk kitapta hiçbir şeyin boşa söylenmediği her noktasının dikkat edilmesi gerektiğini bize söylüyor. Ben böyle muhteşem bir seri için kendisine teşekkür ediyorum (eminim o da beni okuyordur :/). Temaları o kadar güzel ki herkes her yaş okuyabilir. Bunu başarmak da kolay değil tabi. Kaç sene oldu hala konuşacak konusu var hala inceleyebiliyor ve devamlı okuyup izleyebiliyoruz. Bu döneme yetiştiğim için çok mutluyum. Daha önce de bahsettiğim gibi benim için önemli bir seri, tekrar yazıp iyice kafanızı şişirmeyeyim merak edenler buraya tıklayabilir. Ve bu serinin ilk listesi başlıktan anlaşıldığı üzere önceden ima edilen yedinci kitaba kadar önemi olan şeyler. Bu listede sadece ilk filmde ve kitapta gördüğümüz beş olay var. Birinci filmde bile serinin son kitapları düşünülüp ona göre söylenmiş öyle şeylerle dolu ki bu beş az bile. Böyle bir giriş yapıp yavaş yavaş ilerleyen yazılarda hızımızı arttıracağız :). Çok güzel yazılara hazır olun. Bol bol güleceğiz :). Daha yeni başladık yani :). Uzun zamandır hazırladığım, emek ettiğim bir seriyi sonunda sizlerle paylaşıyorum. Hep birlikte çok eğleneceğiz :).

1. Burun Lekesi Ron




Filmde bahsedilmese de ilk kitapta Ron'a burun lekesini silmesini söyleyen ilk annesidir. Daha sonra filmde de kitapta da o leke temizlenmez ve Hermonie'de belirtir lekeyi. Bu durumun birçok yorumu olsa da bence bu leke belirtme olayı Ron'un hayatındaki önemli kadınların bu lekeyi söyleyenler olduğudur. Ron'un hayatındaki en önemli kadın annesi sesli bir şekilde ona söylerken bunu dile getiren ikinci kişinin Hermonie olması tabi ki tesadüf değil, hayatındaki en önemli ikinci kadının Hermonie olacağının işaretiydi <3.


2. Snape ve Bezoar




Snape ilk dersinde filmde hatırlayacaksınızdır Harry'e birçok soru yöneltir, babasının oğlu olması sebebiyle ve şöhretine duyduğu katıksız nefretle :). Snape'in ilk dersinde Harry'e sorduğu sorulardan biriydi Bezoar ve bu bilgi Harry'nin altıncı kitapta kardeşi gibi gördüğü Ron'u kurtarmasına yardım etti. Tabi bu bezoar sadece ilk filmde değil daha sonraki kitaplarda da adı geçen bir taştı. İşte bu bağlantılar bize Potter dünyasını daha çok sevdirdi. Daha bahsetmediğim bir çokları gibi.

3. Draco'nun Harry'e Arkadaş Mesajı




İlk kitapta arkadaşlarını iyi seçmelisin lafının kendi geleceğini yansıttığını bilmeyen Draco, Lanetli Çocuk'ta Harry'nin zamanında beğenmediği arkadaşlarını övmüştür. Evet, aslında verdiği öğüt kendisine dönmüş ve Harry Hermonie ve Ron gibi arkadaşlar edinirken kendisinin Crabbe ve Goyle gibi insanlarla olan arkadaşlığının Harry'nin seçimlerinin aksine yararından çok zararını gördü desek pek de yanılmayız herhalde :).

4. Altın Snitch




Adı gibi altın değerinde olan özellikle Harry için anlamı büyük olan altın snitchde son kitaba kadar değerini korur. İlk kitapta ve filmde Harry en genç Quidditch oyuncusu olur ve ilk maçında altın snitch'i yakalayarak tarihe bir kez daha adını yazdırır. Sadece almasıyla değil alma şekliyle de. Bu yakalama şekli Dumbledore'un müthiş zekasına yedinci kitapta göndermeyle de hafızalarımızı yokladı. Tabi ki bu Harry'nin ilginç bir şekilde yakaladığı ilk snitchten başkası değildi. Bunun dışında Oliver'ın Harry'e oyunu ilk anlattığında sahnedeki son sözü şu olur tatlı kaçık Oliver'ımızın "Eğer bunu yakalarsan Harry, bir kazanırız." Harry birçok kez snitchi yakaladı ve takımının oyunu kazanmasına vesile oldu; lakin snitch bundan fazlası oldu ve son kitapta ona hayat da verdi :).

5. Büyücü Asası




Asa büyücüyü seçer. Harry'nin asasının Voldemort ile bağlantılı olması tabi ki tesadüf değildi. Yedinci kitaba kadar birçok kere bu kardeş asaların yararını gören Harry, Voldemort'a karşı büyük avantajlar sağladı ve gerçekten Ollivander'ın dediği gibi büyük işler başardı. İlk kitapta ve filmde Harry'i seçen bu asa sadece son kitapta veya filmde değil tüm kitaplarda bu sözü kanıtladı :).

Bonus: -You're a wizard Harry!

- I can't be a wizard, I mean I'm just Harry, just Harry




Tabi bu daha uzun bir diyalog ve böyle art arda şekilde değil ama ben kısalttım. İşin özü şudur, Harry büyücüdür ve "sadece Harry" değildir. Harry'nin Hagrid'den büyücü olduğunu öğrendiği an herhalde her Potterfanın kalbinde özel bir yer edinmiş, mektup beklemiş ve birinin bize de büyücü veya cadı olduğumuzu söylediği anı hayal etmiş en azından düşünmüşüzdür (sadece ben de olabilirim :)). Harry'nin evini bulacağı bu yolculukta birçok macera bizi beklemektedir ve Harry'nin kapıdan çıkıp gittiği andan itibaren hayatında artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır :). O aslında gerçekten de sadece Harry idi ama düşündüğü gibi değil bütün bu zorluklarla  karşı göğüs geren yetenekli, cesur, sevgi dolu bir büyücü olarak <3.

Girişimizi yaptık, ne diyorsunuz; daha çok yazı için meraklandınız mı? :). Sizin nasıl bu olmaz dedikleriniz neler? Yorumlarınızı bekliyorum, güç sizinle olsun (yok bu o değildi), Merlin aşkına???? :) Salı günü bu bölümde görüşmek üzere :).

Dipnot: Görsellerin hepsi tarafımdan hazırlanmıştır :).

1 Nisan 2017 Cumartesi

Sevgili Güllük #28 (Neden Tarkovski Olamıyorum...)

Bugün 01.04.2017. Bugün severek okuduğumuz Masa Online Dergi'si okur masasında Murat Düzgünoğlu filmi "Neden Tarkovski Olamıyorum..." incelemem yayınlandı. Okumak isterseniz aşağıdaki linkin üzerini tıklamanız yeterli :).



http://masadergi.com/neden-tarkovski-olamiyorum-murat-duzgunoglu/



Masa Dergi Sosyal Medya Hesapları

http://masadergi.com/
https://twitter.com/masadergi
https://masadergi.tumblr.com/

31 Mart 2017 Cuma

Sevgili Güllük #27

Alper Canıgüz yeni kitabı için gün saymaya başlayabiliriz. Çok sevindim. Birçok online siteden 3 Nisan'da ön sipariş verebilirsiniz ben de yakın zamanda okumayı planlıyorum çünkü çok özledik <3.

Alper Canıgüz yazım için tıklayınız.



28 Mart 2017 Salı

Kitaplık Kedisi Reading Challenge 2015 3/4

Asdfgghgjghdssshf. Arkadaşlar ciddi kalamıyorum :). Bu başlığı attıkça ciddi olamıyorum. Bu arada başlığı görüp de şaşırmayın 2017'den yazıyorum :):). Efenim, yıl oldu dediğim gibi 2017 insanlar kaç meydan okuma bitirdi yeni yılda yenilerine başladı ben 2015'te kaldım. Resmen kaldım :), ama azimliyim bu yıl bu meydan okuma bitecek ve ben yeni bir meydan okumaya başlayacağım dedim ama sonra vazgeçtim. Bu meydan okumayı uzun zaman sonra bırakıyorum, pes ediyorum. Demek ki bazı şeyler olmayınca olmuyor ama bu demek değil ki bir daha hiç böyle etkinliklere katılmayacağım. Aksine kıyıda köşede duyduklarınız varsa yorumlarda belirtin katılacağım (akıllanmadı) ama kısa bir liste uzun vadede olmak şarkıyla yoksa hangi yıl biter onu bilemem :). Aşağıda öyle kitaplar var ki seneler öncesi okumuşum, şu an verdim mi evde bir yerde ben mi bulamıyorum bilemiyorum. Artık kısaca bahsedeceğim ve kapatacağım bu defteri. Kaç zamandır duruyor yazı bunu da yayınlayıp bitiriyorum. Okuyamadığım 6 kitap oldu sanırım ama canımız sağ olsun yapacak bir şey yok :).


(Yazı uzun olduğundan tek şarkı yetmez anca liste paklar dedim :))

Birkaç gündür buralarda yoktum ve şu an size farklı bir evden yazıyorum :). İnternet daha yeni bağlandığı için ve telaşımız biraz da olsa azaldığı için şu an buradayım. Kaldığımız yerden devam edeceğiz eğer bu sefer de bilgisayarım "error" vermezse şu aralar gitti gidecek diye çok korkuyorum. Eğer bir sıkıntı olmazsa çok güzel yayınlar hazırladım yeni yazılar olacak aynı zamanda eskiler de devam edecek onları da fırsat oldukça düzenleyip yayınlamaya çalışacağım. Bana çok çok şans dileyin, bolcasına ihtiyacım var :). Bu arada ukitaptan güzel takaslar yapıyoruz, onları da kısa zamanda okuyup yazmak istiyorum ve kullananlara bir şey danışmak istiyorum. Çekilişlerimde de takaslarda da kitaplar gönderdim ama ilk kez başıma bir iş geldi. Gönderdiğim yeni, hasarı sıfıra yakın kitap iki büklüm üyenin eline ulaşmış ve çok ama çok üzüldüm. Her zaman gönderdiğim gibi gönderdim fakat kargoda sorun oldu ve böyle bir şeyle karşılaştım. Bunun önüne geçmek için önerilerinizi yorumlarda yazarsanız sevinirim. Bu riski de sonraki takaslarımda ortadan kaldırmak istiyorum. Ptt zaten poşetle göndermemize izin vermiyor onu da belirteyim ve yardımcı olursanız çok sevinirim. İlk kez karşılaştığım için de diğerlerinden ne farkı oldu çok merak ediyorum ama ne kadar üzüldüğümü anlatamam kargonun hatası olmasına rağmen ve yorumlarınızı bekliyorum bu konuda.

Bu derdimi de paylaştıktan sonra sabrınız için teşekkür eder ve sizlere çok zaman önce okuyup çok zaman önce yazdığım ve çok zaman önceki bu dört kitabı sizlerle paylaşıp bu güzel meydan okumayı bir şekilde bitirip yenilerinde görüşmek dileklerimi sunarım :).

1. Yavaşlık - Milan Kundera


Bu kitabı sevdiğimi ve diğer kitaplarını okumak istediğimi hatırlıyorum. Azıcık varsayımsal olarak konuşuyorum, çünkü baya zaman oldu tamamen hatırlamakta zorluk çekiyorum :). Postmodern roman özelliklerini görebilirsiniz. Kısacık bir kitap ama birçok zaman, mekan ve karakter çeşitlemesi var.

2. Türkü Söylüyor Otlar - Doris Lessing


Çok güzel "postcolonial" sömürgecilik sonrası bir roman. Irkçılık, sömürgecilik, sömürge, sömürgede oturan beyazlar ve bu bölgelerdeki zencilerin (kitapta böyle bahsedildiği için ben de öyle yazdım) durumu, bu iki farklı ırkın arasındaki ilişki, başlıca temalar olabilir. Bu kitapta okuduğum Albert Memmi'nin okuduğum bir makalesinin örneğini gördüm diyebilirim.

3. Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri - Yekta Kopan


Beğenmedim. Üzülerek söylüyorum fakat bazı öyküler dışında kitabı beğenmedim. Baş karakterlerin hemen hemen her öyküde yazarlıkla ilgilenip başka iş yapması, karakterler arasında hep aynı kişiyi okuyormuşum etkisini vermesini sevmedim. Birkaç şey daha vardı sevmediğim fakat pek hatırlamıyorum malumunuz sebeplerden :)))). Bunun dışında büyük umutlarla aldığım bu öykü kitabını sevemedim ama kesinlikle başka kitaplarını okumak isterim.

4. Rüzgarın Adı - Robert Rothfuss


Sayfası dolayısıyla indirimden aldığımdan beri okumadım sonra bir yaz aldım okudum liste dolayısıyla ama o kadar zaman oldu ki kitabı bile bulamadım :) sonra taşına vesilesiyle buldum :). Kitap güzeldi ama nedense ikincisini almadım, bir yandan da olayları, adları unutmuşumdur diye biraz çekiniyorum devamını okumaya. Çok çok ayılıp bayılmadığımdandır herhalde böyle bir ikincisini almadım ama olsa okurum. Kalınlığı sizi hiç korkutmasın akıp gidiyor. Yalnız yine de okuması rahat, güzel bir kitap.

Adet yerini bulsun istenin tamamı --->>>> burada, bunlar da bir ve iki.

17 Mart 2017 Cuma

Atıştırmalık #12

Merhabalar, nasılsınız? Ben idare ediyorum, yazılar hazırlıyorum; uzun incelemeler, playlistler ve bir şeyler bir şeyler. Üşengeçliğimi atabilsem neler çıkacak da, her zaman dediğim gibi sektöründe öncü marka olmak kolay değil. Yine de uzun aralar vermeden atıştırmalıkları paylaşabiliyorum. Bugün de sizlerle bir okuduğum kitabı iki izlediğim filmi yazdım kısaca. Umarım seversiniz. Özellikle filmler çok güzel. Tavsiye ediyorum.

American Honey - Andrea Arnold (2016)




Valla üşenmesem üzerine yazı yazmak isterdim. Belki yine yazarım ama şimdilik buraya yazayım da bu güzel filmi izleyip de önermeden geçmeyeyim. Çok güzel film. Yol filmi, Shia Labeouf ile ciddi düşündüğüm bir film. Oyunculuğu çok iyiydi. Aksan falan çalışmış sanırım. Daha çok bu tarz kendini gösterebileceği filmlerde oynar umarım. O saçındaki kuyruğa gıcık oldum o ayrı :) ama bizımlasın. Star karakterini canlandıran Sasha Lane de çok iyiydi. Sürekli profilden izledik onu ve yakın çekim resmen yanına bizi koydu yönetmen bazen de arka koltuğa ama en çok Star'ın yerine. Yani çok güzel ve etkileyici bir film ara ara bana geldiler duygusaldı ve dram vardı ama müzikleri, oyunculuğu ve hikayesiyle çok güzel film. İzleyin.

Paris, Texas - Wim Wenders (1984)




Zamansız film yapmışlar. 1984 yapımı ama bugünden pek farkı yok. Travis'in hikayesi, dört yıldır ortalarda görünmeyen, kendini, geçmişini, zaman kavramını, konuşmayı bile unutan bir adamın hikayesi. Etkileyici. Olur da başlarda sıkılırsanız sakın bırakmayın, güzel bir film izleme zevkinden mahrum kalırsınız :). Ben yönetmenin diğer filmlerine geçeceğim :). Bu arada buradaki çift bana My Blueberry Nights'daki çifti hatırlattı. İkisini de izleyenler hangilerinden bahsetttiğimi anladı, spoiler vermek istemiyorum. İkisini izleyenler bir yorum yapsın, konuşalım bunu :).

Benim Hüzünlü Orospularım - Gabriel Garcia Marquez


Yıllar sonra Marquez'e geri dönüş. Yüzyıllık Yalnızlığı yüzyıl olmasa da baya sene önce okudum ve ondan beridir de uzak dururum kendisinden. Bu kitabı çok sevmedim, rahatsız edici bir  yanı vardı sanki tam anlatamasam da hislerimi.Yine de birçok kitabını okumak istiyorum. Merak ediyorum. Size bir günde okumanızı öneririm zaten kısacık.


Öneri Makinesini Sosyal Medyada Takip Edin:

https://soundcloud.com/ms-m-5
https://www.tumblr.com/blog/mubblr
https://twitter.com/onerimakinesi

12 Mart 2017 Pazar

Dünya Kadınlar Gününe Özel (Pazar 6'lısı)

Merhabalar :), nasılsınız? Ben çok iyiyim çünkü bu haftaki temaya bayıldım, Şule'nin hatırlatmasıyla esseve rin arkadaşımız bu temayı koymuş çok da iyi etmiş :). Bir de sizinle mutlu anımı paylaşmak istiyorum, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününe özel hazırladığım Kadın Yönetmenler yazımı nasıl oldu bilmiyorum ama Filli Boya sponsorluğunda çekilen güne özel kısa filmin yönetmeni sevgili Sinem Cezayirli facebook hesabında paylaşmış. Nasıl mutlu oldum, sevindim anlatamam :). Bir kez de buradan teşekkür etmek istiyorum.

Gelelim bu pazar altılısı yazısına. altı değil daha çok da yazılabilir seçmek kolay olmadı. Ben altı yazar altı kitap yapmaya karar verdim. Kitaplarını okuduğum yazarların en sevdiğim kitaplarıyla paylaşacağım. Sizin yazılarınızı da merakla bekliyorum.



1. Ursula K.Le Guin - Dünyaya Orman Denir


Guin'in okuduğum ilk kitabı devamını okumak çok istiyorum. Bu kitabı da çok önemli.

2. Mine Söğüt - Beş Sevim Apartmanı


Mine Söğüt ile beni tanıştıran kitap. Bir iki saatte bitirdim herhalde hiç unutmuyorum. Çok etkilenmiştim. Sonrasında iki kitabını daha okudum ama hala en sevdiğim kitabı budur. Söyleşisine de katılmıştım. Çok değerli kibar bir insan. Okumadığım kitaplarını da okumak istiyorum.

3. Mina Urgan - Bir Dinazorun Anıları


Bu kitap adından da anlaşılacağı gibi anı kitabı. Mina Urgan'ın otobiyografik bir kitabı. Devamı da var hala okuyamadığım. Bu kitap çok güzeldi.

4. Sevgi Soysal - Tante Rosa


Bu kitabı daha önce hikayeler bölümünde de önerdim. Çok özel bir kitap olduğunu düşünüyorum. Bu kitabı da yine aynı şekilde çok kısa bir zamanda bitirdim. Etkileyici bir kitap. Kesinlikle öneriyorum. Yanlış bilmiyorsam İzmir'de oyunu da vardı. Eğer İzmirlilerin öyle bir şansı varsa bir baksın derim.

5. Didem Madak - Gramafon Kağıtları


Didem Madak'la tanıştığım kitap. Çok güzel ve özel şiirlerin olduğu, yüreğinize dokunacak dizeler bunlar. Eğer hala onun şiirleri ile tanışmadıysanız bu kitap iyi bir başlangıç olacaktır.

6. Doris Lessing - Türkü Söylüyor Otlar


Çok güzel bir kitap. Klasik. Postkolonyalizmden cinsiyet eşitliğine birçok yere değinen birçok tema altında incelenebilinecek bir kitap. Doris Lessing aynı zamanda Nobel edebiyat ödülü sahibidir. Çok geç olmadan bu kitaba da göz atmanızda fayda var.

Dipnot:Gif bana aittir. 

Öneri Makinesini Sosyal Medyada Takip Edin:

https://soundcloud.com/ms-m-5
https://www.tumblr.com/blog/mubblr
https://twitter.com/onerimakinesi

11 Mart 2017 Cumartesi

Atıştırmalık #10

Merhaba, Benim Adım Doris - Michael Showalter (2015)




Böyle beni eğlendiren bir filme ihtiyacım varken açıp izlediğim bir film. Kafa dağıtmalık eğlenceli bir film. Zaten oyuncular tanıdık. New Girl'ün sempatik oyuncusu Max Greenfield başta olmak üzere 2 Broke Girls'ün yetenekli komedyeni Beth Behrs de vardı ama çok az. Yine dizilerden birkaç tanıdık isim vardı. En azından benim izlediklerimden. Filmde güldüm, üzüldüm. En önemlisi amacıma ulaştım, eğlendim. Sally Field çok iyiydi. Bu arada başkarakter bir istifçi ve ben bu aralar Lifetime Channel'daki "Hoarders" programını deli gibi izlediğim için karakter hafif bile kaldı ama ilgimi çekti.


Manchester by the Sea - Kenneth Lonergan (2016)




O kadar başarılı bir dram ki ne sizi yoracak kadar melodramatik ne de hayalperest. Gerçekçi bir dram olmuş, ben çok sevdim hikayeyi. Elinde öyle anlar vardı ki sizi aşırı yorup üzecek ama o ince çizgiyi çok güzel başarıp aşırı dramdan kaçırıp ara ara mizahla beslemiş. Manchester'ın mavi/gri soğuk havasıyla desteklenmiş bu dram gerçekten başarılı. Geçmiş ile şimdinin iç içeliği düzeni çok güzel, tahmin edilebilirliği yüksek olsa da. Yalnız Casey Affleck olmamış :(. Michelle Williams göründüğü 5 10 dakikada nasıl parladıysa sen 2 saat boyunca sönük kaldın. Ben olsam ödül verecek aday olmasa yine vermezdim ama yok yani. Duygu eksikliği var. Eminim bu donukluğu başarılı bir aktör zaten yapardı gerekli yerlerde. Üzgünüm, oscar goes to another friend :(. Zaten oscarı da pek taktığım söylenemez o ayrı :).

Bozkırkurdu - Hermann Hesse


Valla şu başlığı attığım için bile mutluyum. O kadar zamandır kitap okuyamıyordum ki atıştırmalık hep film olmuştu. Bundan sonra umarım daha çok okuyup açığı kapatacağım çünkü bazen bana geliyorlar ve kitabı elime almayı bile canım istemiyor. O zamanlarımdayım şimdi. Bu kitap ilk başta nasıl elimde kaldıysa elli altmışıncı sayfalarda bir açıldı ki bir baktım sona yaklaşıyorum. Üzerine çok düşünülesi bir kitap. Goethe'nin de adının geçtiği gibi Faust'a göndermeler var. Kitapta yavaş ilerlememin bir nedeni de her cümle sonrası kendi dünyama dalmam oldu. Okurken de beni başka düşüncelere sevk etti ama sonraları toparladım. Güzel kitaptı. Bundan sonra da yazarın Siddhartha'sını okumak istiyorum.


Öneri Makinesini Sosyal Medyada Takip Edin:

https://soundcloud.com/ms-m-5
https://www.tumblr.com/blog/mubblr
https://twitter.com/onerimakinesi

10 Mart 2017 Cuma

Hala İzlemediğimi Söyleyemediğim Filmler

Hani böyle kült olmuş rüşdünü ispatlamış filmler olur ya. Genelde herkes tarafından sevilen, üzerine sayfalarca yazı yazılan ve birçok filmi etkileyenler işte ben onlardan bazıları izlemedim. Duysanız yok artık dersiniz. Yani gider kaç senesinin adı duyulmamış filmini izlerim de  Godfather 1 ve 2'yi bir sene öncesine kadar izlememişimdir. Ya da Can Dostum gibi çok bilinen bir filmi yine geçen seneye kadar afişini bilirdim sadece, burada bahsettiğim gibi pek memnun kalmadım ama olsundu. Yine Matrix gibi bir filme yıllar sonra başlayıp sonuncunu izlememiş de olabilir, tekrardan tüm seriyi izlemem gerekedebilir. Bu ve bunun gibi en az film seyreden insanın bile izlediği ve benim hala izlemediğim ağzınızı açık bırakan filmleri listeleyeceğim. Emin olun yarım bıraktığım kitaplar kadar şaşıracaksınız :). Bu da hem eğlenceliğimiz hem de bu senenin benim için küçük bir challenge'ı olsun bu sene izlediğim filmlerin arasına bu filmleri de serpiştireyim :). Yok artık, yuh o da mı demek serbest :). Siz de bakın bakalım bu listede izledikleriniz mi izlemedikleriniz mi daha çok :). Bu arada koskoca yazı yazdım başlık gerçeği yansıtmadı sanki :).

Sakin kalın, baygınlık geçirmeye gerek yok. Başlıyoruz :).



1. Esaretin Bedeli 

Yaa şöyle büyük bir açılış yapmak istedim başlığa yakışır. Yok hala izlemedim. Denk de gelmedim ama umudum var bu sene izleyeceğim :).

2. Batman Serisi

Bunun için açıklamam şu; önce ilk Batman serisini izlemek istemem. Başladım da aslında Tim Burton abimiz çekmiş sonuçta ama bir şey oldu devamı gelmedi. Artık Burton'ın ikinci filmini de ya izlerim izlemem başlayacağım Nolan'ınkine. Zaten ikisi de sevdiğim yönetmenler ama işte :/.


Yandı gülüm keten helva

3. Kuzuların Sessizliği

Bu film de eskilerden ama evde çok sevilen bir film eskiden beri överler bizimkiler ama ben hala izleme şerefine nail olamadım.

4. Yeşil Yol

Bak bu filmi baya merak ediyorum ama denk getirip izleyemedim bir türlü :).

5. Er Ryan'ı Kurtarmak

Aslında hala ilgimi çekmiyor bu film.

Özrü kabahatinden büyük :)

6. Gladyatör

Sadece adını bilirim hala izlemedim, o kadar gösterilmesine rağmen :). Bir gün izleyeceğim inanıyorum, hala beni çekmese de olacak :).

7. Cesur Yürek

Ağlamayın, yok artık demeyin, kınamayın. Olabilir, olur böyle şeyler. Kızmayın, izleyeceğim bir gün valla bak :(.

Bu filmleri hala izlemediğimi okuyan takipçiler (Temsili)

8. Rocky

Acı yok Rocky acı yok lafının kaynağını izlemek ben de isterdim. Tüm seriyi olmasa da bir ilk birkaç filmi en azından :/.


9. Terminatör

İlk filmi izledim sonra yine kaynadı gitti arada. Valla birinin bu listedeki on filmi elime verip (seriler dahil) tek sayalım dahil başka film göstermeyip izletmesi lazım yoksa hep bir şeyler oluyor :).

10. Titanik

Kapanışı güzel yapmak istedim :). Milyon kere gösterilen bir dönemin fenomen filmi Titanik'i asla bir kere bile baştan sona izlemedim. Hep tvde yarım yamalak denk geldim ve hiç bir zaman açıp da bir kere bile baştan sona izlemedim tüm konusunu bilmeme rağmen. Ama bilirsiniz ki üşengeç olmak bunu gerektirir :).

Amannn asıl neşemiz kaçmasın diyen blogger :).


Ben film izlemem diyen insanın bile izlediği filmleri izlemediğimi söylemekten bir kez daha gurur duymazken kendinize iyi davranın, sanatla kalın :).

Dipnot: Giflerin hepsi bana aittir :).

Öneri Makinesini Sosyal Medyada Takip Edin:

https://soundcloud.com/ms-m-5
https://www.tumblr.com/blog/mubblr
https://twitter.com/onerimakinesi

5 Mart 2017 Pazar

Kitap Adlarını Kitap Kurtları ile Değiştiyoruz (Pazar 6'lısı)

Sevgili esseve rin bu ay yine çok güzel temalar seçmiş, eğer fikirleriniz varsa da ona iletmeyi, yorum yapmayı unutmayın. Onun yazısı için tıktık. Ben baya alıştım bu pazar altılılarına, her hafta bana uysun her hafta yazayım istiyorum. Yazmayı çok seviyorum hele ki temalar güzel olunca :). Bu haftanın teması çok eğlenceli o yüzden lafı uzatmadan hemen başlayalım.


1. Harry Potter ve Kitap Kurtları


Hahaha, eminim birçok blog arkadaşım bunu yazacak ama olsun ben de yazmak istiyorum çok komik. Siz de yazın size de güleceğim :). Düşünsenize Harry Potter Voldemortla savaşmış yetmemiş bir de Potterfanlarla savaşacak. Yok o kadar da değil, o kadar macerayı kaldırır ama bizle yarışamaz bence :). Dost gibi görünen düşmanlarız. Psikolojik olarak biter, bu sefer de fazla sevgiden :). Biz hep daha çok macera isteriz :).

2. Kitap Kurtlarının Galaksi Rehberi


O kitaptan bu kitaba evrenler arası yolculuk yapmak kolay değil. Rehberimiz olmasın mı? Olsun tabi ki. O yüzden bence cuk oturdu :). Bu serinin 3.5 kitabını okudum ama çok güzel geldi kulağa, koyuverdim :).

3. On Küçük Kitap Kurdu


Hahaha, çok iyi bu tema ya kimin aklına geldiyse, çok eğleniyorum. Böyle uygulamaya geçmiyorsa bile bu şekilde çok eğlendim :). Doğrudur umarım :). Bu da mini mini bir çalışkan iki kitap kurtlarının on kişilik arkadaş grubunun maceraları :).

26 Şubat 2017 Pazar

Reklamdaki Gibi Olmayan Şeyler #Mim

Sevgili Oytunla Hayat blogunun tatlı sahibesi Şebo beni mimledi, kendisine çok teşekkür ediyorum. Kendisini de blogunu da çok seviyorum. Cıvıl cıvıl neşe dolu yazıları var. Onun cevapları için tıktık.

Yazdığı Kitapları Kıskandığınız 6 Yazar (Pazar 6'lısı)

Merhabalar :). Dediğim gibi bu haftanın yazısını da yazıyorum çünkü tema hoşuma gitti. Yalnız hiç ummadığım bir sorun oldu :), şöyle ki ben düşünüyordum ki seçmekte zorlanacağım fakat öyle olmadı aksine listeyi doldurmakta zorlandım. Kendime inanamadım seçerken bir ince elemeci sık dokumacı onu bunu beğenmeyen biri oldum :). Favori yazarlarım kitaplarım var ama kıskanacak kadar birinin kitabını seçerken çok zorlandım. Yine de altı taneyi tamamladım. Bu arada geçen hafta pazar altılısını bir ben yazdım sanırım :), hiç görmedim kimsede.