25 Mayıs 2017 Perşembe

Atıştırmalık #17 (Bir Android Parodisi - P-Android Paranoid)

Blade Runner - Ridley Scott (1982) - Bıçak Sırtı


Ayyy çok sıkıldım. Uzun zaman sonra film izleyeyim dedim, kitabını okudum filmine bakayım dedim bakmaz olaydım. Kitapla filmi karşılaştırmıyorum bile, filmi kendi içinde değerlendirip şöyle özet geçeyim. Bir baş kahramanımız var, dünyayı androidlerden koruyor ama çok da havalı hani ben mesleğe geri dönmem ayaklarında özgürüm ben diye takılıyor sonra şefi ikna ediyor sana ihtiyacımız var, sen keskin nişancısın (blade runnersın) kendine gel diyor kabul ediyor ve başlıyor android avına. Böyle karışık kuruşuk oradan oraya geziyor buluyor imha ediyor derken, bir androide de aşık olmayı ihmal etmiyor. Android bunun için başka android öldürüyor falan bildiğiniz gibi değil büyük aşk :). Sonra ev androidiyle mutlu dışarıdaki kötü androidlere karşı savaşan polisimiz baya badireler atlatıyor işte. O arada onlar kaçıyor, yaratıcılarını bulup "sohbet ediyorlar" sonra işte kötü emellerine alet ediyorlar iyi insanları derken meğersem onların ikisi de birbirini seviyormuş bak sen androide. İnsan olmuş da aşık da olur, sevdiğinin ardından ağlarmış. Bu nexus 6 (android son sürümü) bir harika dostum. Sen duygu testi yap insan çıkmasın ama sevdiğinin ardından gözyaşı döksün. Başlarım öyle teste ben, sen koy en sevdiğini karşısına bak nasıl insanlık yapıyor. O zaman anlıyor musun aradaki farkı, koy koy ama yok o teste göre insan çıkmalı ki ilk testten sonra önemi kalmıyor zaten filmde de. İmha etmek için dayandıkları testi de öyle başta tanıtım amaçlı gösteriyor. Sonrası keskin nişancı süper kahramanımız gözlerinden tanıyor androidleri, test falan hikaye insanlık öğretiyor resmen. Öğretemezse vay haline. Zaten bu androidler çok zeki, anlayan anlıyor bak ev androidine.

Bir de sonu var ki bak anlatayım nasıl tanıdık gelecek sene 1982 hala Hollywood aynı, değişiklik olmamış o zamandan bu zamana. Zamanda ileriye gitmişler ama polis süper kahraman hikayesinin ötesine geçememiş. Zaten şu anda da ileri gittiği söylenemez pek. Neyse olay mahaline tekrar dönelim. Şimdi gece, böyle açık alan alengirli yerler yani ben deyim kule sen de binanın 464854854. katı. Öyle yüksek. İyi adam nasıl olduysa bir anda kurban oldu, ava giderken avlandı avlanacak nedense yine de en zor yerlere gidiyor. Yani o öldürmese kendi kendini öldürecek, tutana aşk olsun. Büyük adam o insan o akıllı olsun herkes, o öldürülmez ölür; seçilmez seçer; kovulmaz istifa eder öyle biri o sipirmin o. Yalnız hava şartları da tabi ki bol sulu, yağmurlu zemin kaygan yani. Gerekli ortam yavaştan hazırlanıyor. Kötü adam bu sefer iyiyi kovalıyor onu tekrar hatırlatalım o önemli ama bir farkla. O nasıl bir yiğittir ki resmen varlığıyla insanlık dağıtıyor kahramanımız, en azılı androidi bile insana çeviriyor. Nedenini ve nasılını anlayamadığım niyesini sorgulamadığım göğsü bağrı açık haldır huldur çorap, ayakkabı ve boxer üçlüsüyle uluyarak peşine düşen kötü android nasıl oluyorsa afili sözlerle insanlık dersi veriyor bu kahramanımıza bir de hayatını kurtarıyor. Hey yavrum hey siz bilmezsiniz o ne insandır o onu bir gören andriodliğini unutur en insandan daha insan olur anlamazsınız. İşte öyle bir kahraman bu Decker ama ismin önemi yok zaten, sen de süpermen ben diyeyim spaydırmen (sevdiğim nadir herolardandır not düşeyim) öyle yani. Özel gücü ne derseniz kaç satırdır ne anlatıyorum insanlık insanlık insanmen o insan! Çevresine öyle bir insanlık yayıyor ki 100 metre insanlık 50 metreden yakını direkt insan oluyor. Engel olamıyor artık hangi androide denk gelirse. İyi adam iyilik saçıyor. İşte sonunda da kötü android bunu çok güzel kurtardıktan sonra afili sözlerle ebediyete kavuşuyor, bir süre önce yaratıcısını ve masum bir adamı acımadan öldüren adam insanmene gelince dalgalanıp duruluyor, dedik ya adam insanlık saçıyor sen yaklaştıkça insanlığı da aşıp daha üst mertebelere yükseliyorsun, iyilik saçıyorsun. Artık kötü olmayan eski kötü androidimiz de böyle gitti androidlerin güzel dünyasına. İyilikle. İşte sonunda da zaten ev androidiyle uzak diyarlara iyilikler ülkesi, androidlerin insan insanların androidlik dersi verdiği güzel diyarlara doğru yol alıyorlar. Ne diyelim onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine. Biri insanmen diğeri ev androidi olunca (kendisinin 4 yıl gibi sınırlı süresi var ama olsun) birbirlerinin açıklarını kapatıp mükemmel bir çift olarak hayatlarını iyilik saçıp androidlerin elektrikli koyun değil insanmen düşlediği diyarlara yol alıp mutlu sona ulaşıyorlar.

Her zaman derim siz karar verin diye de yok ya, izlemeyin bu filmi. Hayır bunca yıllık android izleyicisiyim yok önermiyorum; gidin Bergman olmadı Jarmusch biraz da Burton falan izleyin. Daha güzel android, yapay zeka filmleri var onları izleyin. Bir de kitap okuyun, kitabı daha güzel :). Bu da böyle bir yayın oldu, geldi durduramadım ama eğlendim de. Biraz saçmaladım, abarttım lakin eğlendim. İnsanmen değilsek de bir parodimen olma yolunda ilerleriz belki kimbilir. Hayır çevremizde şöyle insanmenler vardı da biz mi olamadık? Yoktu olsaydı şöyle bize de verseydi biraz, artık olduğu kadar. P- androidlik ile idare edeceğim bir süre olmadı paranoidlik ne güne duruyor :). İnsanlıkla kalın :).


Radiohead - Paranoid Android

12 yorum:

  1. Hiç sevmemişsin belli. Ben açıkçası robotlarla aynı hayatı paylaşacağım zamanın gelmesi istiyorum artık. Böyle yapay zeka, robot vb. konuları ben de çok severim. Bazen dersler için de araştırmamız gerekiyor ilginç bir şekilde sempati besliyorum onlara. Çevreme göre bu hiç normal değil ama. Cansız varlıkları seveceğine azıcık insan yüzü gör, git sosyalleş diyorlar. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben filmlerde sevsem de o tür şeyleri yaşasam nasıl olurdu bilmiyorum:). Bu filmde kendi içinde çelişen bir filmdi o yüzden sevmedim.
      Hahaha :).

      Sil
  2. Ahaha nasıl güldüm bu yazıyı okurken, nasıl keyifli belli değil. Android bile aşık oluyor vay arkadaş :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Android aşık olur olmasına da film kendi içinde çeliştiği için saçma oldu. Duygu testi yapıyorlar insan değil ama sevdiği var arkasından ağladığı kendi içinde bir mantığı olsaydı mesela duygu var mı yok mu olsaydı asıl sorunu ya da daha ileri seviyede bir robotu konuşsaydı tamam da ee filmin başında baktın duygu yok sonra nasıl oldu da aşık oldu? İşte ben o noktada işin komedi kısmına geçtim :).

      Çok teşekkürler yorumun için :).

      Sil
  3. Blade runner bakmadım ama imdb puanı oldukça yüksek bir filmdir. Ayrıca bilimkurgu türünde her zaman anılır otoriteler arasında.Sorun senin önce kitabı okuman bence zira edebiyattan sinemaya uyarlanan pek az başarılı film vardır. Hatta yok denecek kadar azdır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazımın başında belirttiğim gibi filmi kitaptan ayrı düşündüm en azından elimden geldiğince, kitapla karşılaştırma yok yazıda sadece film var.

      Sorun mu sanmıyorum. Benim düşüncem bu, kendi içinde sürekli çelişen bir film. Bir de Hollywood klişeleri görünce pek yardımcı olmadı. Bu tarz filmler izlerim, çok da yabancı değilim konuya. Otoriteler ile aynı fikirde değilim, beğenmedim filmi.

      Teşekkürler :).

      Sil
  4. Kesin izlerim ama sen zevk alamamışsın belli ki :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen :). O zaman senin yorumunu da bekleyelim izledikten sonra :).

      Sil
  5. Pek beğenmemişsin ama konusu ilginçmiş sanki. Ama yazını okumak bir hayli eğlenceliydi :)

    YanıtlaSil
  6. O film çekildiğinde şimdi klişe gibi gördüğümüz hiçbir şey henüz icad olmamıştı ve biz gerçekten çok şaşırmıştık. Şimdi sen geriye dönük izlediğinde klişe olarak görüyorsun, ben de şimdiki filmleri klişe olarak görüyorum ama Blade Runner 'ı asla öyle göremiyorum :D

    YanıtlaSil